Dikkat Eksikliği Hep Mi Olur?

Bir anne, bir baba, bir öğretmen, bir eğitimci ya da sadece çocuklarla ilgilenen herhangi bir kişi olarak çocukların dikkat becerilerinin hangi basamaklardan geçtiğini öğrenmek, bu basamaklarda çocuğu desteklemek için neler yapılabileceği görmek istendiğinde bu amaçla yapılabilecek ilk şey internet ortamında arama motorlarından bilgiye ulaşmaya çalışmak olacaktır. Arama motorlarında “dikkat gelişimi”, “çocukta dikkat” “dikkat gelişimi basamakları” gibi anahtar kelimeler kullanılarak bu denendiğinde çıkan sonuç oldukça şaşırtıcıdır. Arama motorlarına dikkatle ilgili ne yazılırsa yazılsın, hep aynı sonuçlar çıkar; “Dikkat eksikliği, Dikkat Dağınıklığı” Bu sonuç şaşırtıcı olduğu kadar üzücüdür de. Çünkü bir alanla ilgili normal gelişim bilgisine ulaşmanın imkansız, probleme dönüşmüş halinin ise bu kadar revaçta olduğu başka bir psikoloji kavramı bulunmamaktadır. Bu durumun sebeplerine bakıldığında ilk olarak “Dikkat”in halen ölçülmesinin zor, öneminin büyük, gelişim göstergelerinin müphem olmasından kaynaklandığı söylenebilir. Günümüzde birçok yerde “dikkati dağınık”, “dikkatini verse çok iyi yapacak” gibi sözler duyulabilir. Ama görünen o ki, bu “dikkat” denen şeyin toplanmış halinin, beklenen ve istenen biçiminin ne olduğu tam olarak bilinmemektedir. Dolayısıyla, dikkatin eksikliğinden bahsetmek hem daha kolay hem de bir çok kişi için başka sorunlardan kaçmanın bir yolu olmuştur.

Dikkatle ilgili bazı önemli noktaların üzerinden geçilecek olursa:
  • Dikkat kelimesinin sözlükteki karşılığı, “duygu ve düşüncelerin bir konu üzerinde toplanması, odaklanma” olarak geçmektedir. Dolayısıyla dikkat sadece zihinsel bir süreç değildir. Aynı zamanda duygularla da ilişkilidir. Bu yüzdendir ki sevilen şeyler için dikkatin toplanması daha kolay, dikkat süremiz de daha uzun olur.
  • Dikkat kesintisiz bir süreç değildir. Yani söylendiğinin aksine, dikkat zaten yapısı itibarıyla dağılabilen bir şeydir. Dikkati geri toplamak için çeşitli stratejiler kullanılır. Çocuklar henüz çocuk oldukları için, bu stratejileri henüz kazanamadıkları için dikkatlerini geri toplama konusunda yetişkin desteğine daha çok ihtiyaç duyarlar.
  • Okul öncesi bir çocuğun kesintisiz dikkat süresi ortalama 5-7 dakikadır. Dolayısıyla bir çocuk ilkokula başladığında 40 dakikalık bir ders içinde dikkatinin aşağı yukarı 6 kere dağılacağı basit bir hesapla öngörülebilir. Yapılması gereken, çocuğa “dikkati dağınık” demek yerine, dikkatini geri toplama aşamasında destek olunması, nasıl destek olunabileceğine dair farklı stratejiler araştırılması olacaktır .
  • Bir yetişkinin kesintisiz dikkat için ulaşabileceği maksimum süre 20 dakikadır. Çocuk ve ergenlerin özellikle ders içi performanslarının bu bilgi ışığında değrlendirilimes gerekmektedir.
  • Dikkatin, görsel, işitsel ve kinestetik/harekete dayalı olmak üzere çeşitli tipleri vardır. Kimi insanlar ve doğal olarak çocuklar gördükleri bir şeye daha rahat dikkatlerini odaklayabilirler. Örneğin bazı insanlar bir şemayı öğrenirken, “sen anlatma da dur ben bir bakayım” deme ihtiyacı hissedebilirler. İşte bu o kişilerin dikkatinin görsel öğelerde daha rahat toplandığına işaret eder. Ya da bazıları, bir okuma metnini kendi okumayı değil, bir başkasından dinlemeyi tercih edebilir. İşte bu işitsel dikkatle ilgidir. Çocukların ve yetişkinlerin farklı dikkat becerileri olduğunu bilmek ve buna göre hareket etmek önemlidir. Örneğin işitsel dikkati iyi olmayan bir çocuğa adını söyleyerek seslenmek yerine onunla mutlaka görsel olarak irtibata geçmek daha çok işe yarayan bir yol olacaktır.
  • Elbette ki, dikkat eksikliği sorunu önemli ve müdahale edilmesi gereken bir problemdir. Ancak bazı gerçekler bilinmeden değerlendirme yapıldığında neredeyse her çocuğun dikkat eksikliğine sahip olduğu yanılgısına düşme riski doğar. Bu riskin mağduru olmamak için biraz daha “Dikkat” li olmak gerekmektedir.


Uzman Psikolog Özgün Kızıldağ