Evlilikteki Çatışmaların Çocuklara Olumlu Etkisi Olur mu?

Yazan: Uzm.Psk.Özgün Kızıldağ


Yapılan araştırmalar ailelerinde düşük, orta ve yüksek şiddetlerde evlilik çatışması yaşanan çocukların ortalama %50'sinin çeşitli türlerde davranış problemleri geliştirmekte olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bilgi bize evlilik çatışması ve çocuklardaki sorunlar arasında doğrudan bir ilişki olmadığını, bazı evlilik çatışmalarını yaşayan çocukların hiçbir sorun geliştirmediklerini göstermektedir. Bir çocuğun anne ve babasının yaptığı tartışmalardan etkilenip etkilenmeyeceğini nelerin belirleyeceği konusu işte bu yüzden önem taşımaktadır. Yani, anne babaları arasında evlilik çatışması yaşanmasına rağmen herhangi bir davranış problemi yaşamayan %50'lik başka bir grup daha vardır. Bu çocukları koruyan faktörleri bilir ve tüm anne ve babaların da bilmesini sağlarsak, korunan %50'yi arttırmamız mümkün olabilir, diye düşünülmektedir.

Bir çocuk, anne ve babası arasındaki bir çatışmayı belirli sorulara cevap arayarak değerlendirir. Bu sorulara vereceği cevaplar, onun çatışmalardan olumlu sonuçlar çıkarmasından, davranış problemleri geliştirmesine kadar geniş bir spektrumda yer alabilecek tepkiler vermesine neden olur. Şimdi bu sorulara ve değerlendirmelere bakalım.

Annem ve babam ne sıklıkta tartışıyorlar?
Çatışmaların hiç olmadığı bir evde büyüyen çocuklar en ufak tartışmaya karşı diğerlerine göre daha hassastırlar ve daha fazla etkilenirler. Çatışmaların çok sık olduğu evlerde büyüyen çocuklar da risk grubundadır. İdeal olan ikisinin ortasıdır.


Bu tartışmalardan herhangi biri zarar görebilir mi? Şiddeti ne?
Fiziksel şiddetin olması çocuğu risk grubuna taşır. (Fiziksel şiddet her zaman dayağı içermez, itme, itişme,bir şeyler fırlatma,tokat,her tür fiziksel temas fiziksel şiddettir). Sözel hakaret ve aşağılama da benzer bir durum yaratır. “Fikirsel tartışma” şiddetinde ve formundaki tartışmalar çocuğu risk grubundan çıkartır.

İçeriği ne?
Neyle ilgili, benimle mi ilgili? Bir çocuğun çatışmanın içeriğini kendisiyle ilgili olarak algıladığı durumlar çocuk için en çok risk içeren durumlardır!!! Şu çocuğun okul servisi parasını göndermemiz gerektiğini sana daha kaç kere söylemem gerekiyor? Televizyon izlemek yerine biraz da ailenle ilgilensen nasıl olur? Herşeyi bana bırakıyorsun? Çocuğun ödevine sen yardım etsen ne olur? Bıktım be,bıktım artık...gibi tartışma argümanları çocuğun çatışmayı kendisi ile ilgili zannetmesine sebep olabilir.

Tartışmaların sonunda ne oluyor? Çözebiliyorlar mı?
Türk toplumunda çatışmalar ya küslükle son bulur, yada yatak odası çözümleri de diyebileceğimiz kapalı kapılar ardındaki çözümlerle. Oysa ki küskünlük ve kapalı kapılar arkasındaki çözümler çocuğa çatışma çözme ile ilgili hiçbir şey öğretmez. Bunun aksine, olumlu sorun çözme yöntemleriyle çözülmüş, uzlaşımcı bir çatışmayı izlemek ve sonucunu gözlemek, çocuğa kendi sosyal ilişkilerinde de kullanabileceği bir model oluşturur, çok önemli bir bilgidir ve çocuk için çok olumlu etkileri vardır. Böyle bir çatışma çözümünü gözlemlemek, çocuğun, anne ve babasının tartışmaları çözüme erdirebilecek güçte olduğuna dair bir inanç geliştirmesine ve kendisini her tartışmada güvende hissetmesine sebep olur.

Benim yapabileceğim bir şey var mı? Yapmalı mıyım?
Çocuklar eğer anne babalarının bu çatışmayı çözmekte yetersiz olacakları yargısına sahiplerse bir yolunu bularak çatışmaya müdahil olmak isterler. Bu kimi zaman doğrudan araya girmek yolu ile olur, kimi zamanda anne babanın süregelen kavgalarını engellemek için dikkati kendi üzerlerine çekmek, kendileri sorun çıkarmak yolu ile olur. Bilinçaltı olarak işleyen bu mekanizmada çocuk, adeta birbirleri ile kavga edeceklerine, birlikte benimle uğraşsınlar demekte, kendisini günah keçisi yapmaktadır. Bu yolla kavgaları durdurmayı başaran çocuk, sorun çıkarmaya devam edecektir, çünkü kendi sorunları ortadan kalktığında anne babanın yine birbirlerine yöneleceklerini bilecektir.

Neden tartışıyorlar? Suçlu – sorumlu kim? Nedensellik-sorumluluk atfı
Çocukların, tartışmaların nedenlerine dair yaptıkları değerlendirmelerle ulaşabilecekleri sonuçlar; “birbirlerini sevmedikleri için kavga ediyorlar”, “bir konuda anlaşamadıkları için kavga ediyorlar”, “annemin suçu”, “babamın suçu” ve son olarak da “benim suçum” olarak değişir.
Birbirlerini sevmedikleri için kavga ediyorlar; “bu hiç değişmeyecek bir şey, bu sorunlar hiç bitmeyecek”.
Annemin suçu; “o zaman babam anneme zarar verebilir, annem her şeyin böyle kötü olmasına neden izin veriyor?”
Babamın suçu; “babam her şeyin böyle kötü olmasına neden izin veriyor? Annem babama çok kızdığına ve haklı olduğuna göre bu çok önemli ve çözümsüz”.
Benim suçum; “herşeyin kötü olmasının sebebi benim, ben niye varım ki zaten? şeklinde içsel yorumlara sebep olabilecektir.
İdeal olan çocuğun tartışmaların nedenlerine dair yaptığı yorumun “bir konuda anlaşamadıkları için” olmasıdır.

Taraf tutmam gerekiyor mu?
Çocukların anne baba çatışmasında taraf olması genellikle çok belirgin olarak talep edilmez. Bu talep daha çok duygusal ve vicdani öğeleri kışkırtır. Bir çocuğun annesi ya da babasından yana duygusal,örtülü yada açık bir tavır ortaya koymak zorunda kalması, diğer ebeveynini kaybetmesi riskini beraberinde getirir. Bu durumda bir çocuğun yaşayabileceği en büyük bunalımlardan birini yaşatır ona.

Bana bir açıklama yapıyorlar mı? Bu açıklama gerçekçi mi? İnanayım mı?
Çocuklara çatışmanın hem sebebinin hem de nasıl çözüldüğünün anlatılması gerekir. Aksi durumda çocuklar hikayedeki boşlukları kendi hayal güçleriyle doldururlar, Bu da var olanla uyuşmuyor olabilir.

Bu değerlendirme süreçlerini, bu sorulara cevap bulma aşamasını ve sonrasında bu cevaplara göre şekillenebilecek örüntüleri etkileyen üç faktörden daha bahsetmek gerekir. Çocuğun mizacı/yapısı, yaşı ve cinsiyeti de bu süreçlerde etkilidir.

Çocuğun mizacının etkilerine baktığımızda bazı çocukların sadece anne baba arasındaki çatışma ve tartışma durumlarında değil stres içeren durumların tamamında daha hassas ve tepkisel olabildiklerini söylemek gerekir. Şüphesiz ki böyle çocuklar anne babaları arasında yaşanan tartışmalara o kadar hassas olmayan çocuklara göre daha negatif tepkiler geliştirebilirler.

Çocuğun cinsiyetinin etkilerine baktığımızda ise anne baba arasında yaşanan çatışmaların hem kızları hem de erkekleri etkilediğini ama her iki cinsiyetin de tepkilerini farklı şekillerde gösterdiklerini söyleyebiliriz. Genel olarak, çoğunlukla, erkekler tepkilerini daha çok eyleme dönüştürürler, örneğin öfkelenir veya saldırganlaşırlarken kızlar ise daha çok içe dönük diyebileceğimiz sıkıntı ve endişe belirtileri gösterirler.

Çocukların yaşlarının etkilerine baktığımızda ise öncelikle yaygın bir inanış olan çok küçük çocukların büyüklerin kavgalarını anlamayacağı yönündeki inanıştan bahsetmek gerekir. Yapılan araştırmalar 6 aylık bebeklerin bile anne baba arasındaki kızgınlığı diğer duygulardan bariz bir şekilde ayırt edebildiklerini göstermektedir. 2-3 yaşlarındaki çocuklar genelde anne baba çatışmalarına ağlama veya korku tepkileri ile cevap verirler. Bu yaş çocukları sadece somut olarak gördüklerini yorumlayabilirler. Dolayısıyla bazen içeriği son derece önemsiz tartışmaları dahi çok önemli algılayıp bundan ciddi şekilde korkabilirler. 5-6 yaşlarındaki çocuklarda ise anne baba arasında arabulucu rolü oynama eğilimi artar. Ergenlik dönemi ile birlikte çocuklar çatışmalardaki görünen sebepler ile gerçek sebepleri birbirinden ayırt edebilmeye başlarlar. Bu, çatışmaların niteliğine göre çocuk için avantajlı da dezavantajlı da olabilecek bir durumdur.


SONUÇ OLARAK;


Çatışma insanlar arası ilişkilerde son derece olağan bir durumdur. Bir çocuğun kendi hayatında yaşadığı ve yaşayacağı çatışmalarla nasıl başa çıkacağını, neler yapabileceğini öğrenmeye ihtiyacı vardır. Bunu ona en iyi öğretebilecek kişiler anne ve babasıdır. Bunu sağlamak için ise, çatışmaları çözmenin yollarını bulmak, kızgınlığı içinde tutmamak, uygun yollarla ifade etmek, tartışırken uzaklaşmamak, çözülebilen kavgalar etmek, çocuğa var olanı yanlış aktarmamak, saklamaya çalışmamak, duyguları paylaşmak, çocuğa karşı tutarlı davranışları sürdürmek, çocuğun müdahale etmesine izin vermemek, çocuğun çatışmanın çözümünü görmesini sağlamak, çocuğa çatışma hakkında açıklama yapmak ve son olarak çatışmalar çözülemez noktaya ulaştığında boşanmaktan kaçınmamak gerekmektedir. Çünkü, çocuk zarar görmesin diye sürdürülen bir evlilik,çocuğa boşanmadan daha çok zarar verir.


Uzm.Psk.Özgün Kızıldağ
Çocuk Psikoloğu