Psikoterapi

Psikoterapi ruh, can, nefes anlamına gelen “psyche” sözcüğü ile iyileştirme ve tedavi etme anlamlarına gelen “therapia” sözcüğünün birleşiminden meydana gelmektedir. Yani kelime kökeni “ruhsal tedavi” kavramına dayanır. Psikoterapi, çeşitli psikolojik problemleri ve duygusal sıkıntıları konuşma vb. yöntemlerle tedavi etme yoludur. Alt yapısı psikoloji bilimine dayanır ve ancak psikoloji ve psikoterapi eğitimi almış uzmanlar tarafından uygulanır.

Psikoterapi aynı zamanda bir yolculuktur. İnsan varlığı üzerine, insanın düşünce, davranış ve duyguları üzerine eğitim almış bir uzmanın eşlik ettiği kişisel bir yolculuk...Bu yolculuk kişinin başvuru sebebi olan ilk şikayetinin azaltılması hatta yok edilmesi hedefi ile başlar ve kişinin hayatında yaşadığı tüm duygusal ve davranışsal sorunları kontrol altına almakla devam eder.

Psikoterapide sistemli bir diyalog vardır ve önemli sorular aracılığıyla kişinin kendini, sorunlarının kaynağını ve çözüm yollarını keşfetmesi sağlanır. Terapi ortamı her şeyden önce kişinin yargılanmadan dinlenildiği ve anlaşılmaya çalışıldığı güvenli bir ortamdır.

Başarılı bir terapinin ilk koşulu sıcak, destekleyici, aynı zamanda yargılayıcı olmayan bir terapi ortamı ve terapist ile danışan arasındaki güvenli ilişkidir. Ancak bu koşullarda kişi, başlangıçta bir yabancı olan terapiste en bilinmedik ya da incinmiş yanlarını açabilir.

Psikoterapi alanında farklı teknikler kullanan terapistler vardır. Kişinin yaşadığı sorunla ilgili en uygun terapi tekniğinin kullanılması hedeflere ulaşılmasını hızlandırır. Merkezimizde uygulanan ve etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmış terapi ekol ve teknikleri şöyledir:

  • Bilişsel Terapi (Kognitif Terapi)

    'Bilişsel' kelimesi kabaca 'zihinsel' anlamına gelir. Yani bilişsel terapi denildiğinde zihinsel terapi, zihnin iyileştirilmesi kast edilmektedir. Zihnin hayatımız üzerindeki en büyük etkileri düşünceler yoluyla ortaya çıktığından bilişsel terapide temel olarak düşünceler üzerinde durulur.

    Bilişsel terapinin ana varsayımı kişinin hayatını olumsuz etkileyen birçok psikolojik rahatsızlığın altında düşünce bozukluklarının olduğudur. Bu düşünce bozuklukları (çarpıtılmış düşünceler) birçok psikolojik rahatsızlığın belirtisi halinde ortaya çıkar. Kişi yaşadığı durumları yanlış yorumladıkça ve gerçeği yansıtmayan inançlara kapıldıkça bu düşünce içerikleriyle ilgili olan rahatsızlıklara kapılır. (Örneğin kalp atım hızındaki her artışı ya da solunumdaki olağan her zorlanmayı kapl krizi olarak yorumlayan kişide panik bozukluk, insanlarla tokalaşmanın ölümcül hastallıklara neden olabilecek mikropları vücuda bulaştıracağına inanan kişide OKB gelişmesi gibi.)

    Bilişsel terapide temel olarak kişi kendi yaptığı düşünce hatalarını keşfeder, bunların yerine gerçekçi olan alternatif düşünceler geliştirmeyi öğrenir. Bunun sonucu olarak yaşadığı olayları farklı açılardan değerlendirebilme kabiliyeti gelişir. Bu zihnin esnemesini sağlar ve kişinin duygu durumunu olumlu yönde etkiler. İlerleyen aşamalarda iyimserlik gelişmeye başlar ve kişi çevresindeki olaylardan minimum düzeyde etkilenmeye ya da olumlu yönde etkilenmeye başlar.

    Bilişsel terapide terapist , tüm ilgi ve dikkatini hastanın düşünce, inanç ve yorumlarına odaklar.

  • Dinamik Yönelimli Psikoterapi

    Bireyin sorunlarını yaşamının sadece bir kesitinde değil geçmişle bütünleştirerek, geçmişin bugün üzerindeki etki ve izleriyle birleştirerek ele alan bir terapi modelidir. Kişinin yaşadığı sorunları, düşüncelerini, hayal ve fantezilerini geçmişi ile bir bütün halinde daha küçük parçalara ayırıp, irdeleyerek ele alır. Danışanın savunma mekanizmalarının belirlenmesi ve ego gücünün iyileştirilmesi amacına yönelen terapi türüdür.

  • Geştalt Terapi

    İnsanın parçalara bölünerek analiz edilmesinden ziyade bütüncül bir şekilde ele alındığı, şimdi ve burada kavramına yoğunlaşan ve kişinin kendisiyle bütünleşerek olgunlaşmasına destek olan bir terapi yaklaşımıdır. Deneysel çalışmalar ve egzersizlerin yoğun olarak kullanıldığı bir terapi ekolüdür.

  • Şema Terapi
    Şema Terapide Terapi Süreci

    Şema terapinin temel amacı, danışanların mevcut problemlerinin kökeninde yatan şemalarını (yani kök inançlarını) tespit etmek ve bunları değiştirerek temel ihtiyaçlarına (sevgi-bağlanma, hareket özgürlüğü, eğlenebilme, kendini ifade edebilme ve gerçekçi limitler oluşturma) sağlıklı yollarla ulaşmasına yardım etmektir. Şema terapi sürecinde iki temel aşama vardır:

    1- Değerlendirme Ve Eğitim Aşaması: Bu aşamanın temel amacı, danışanın durumunu değerlendirme; danışanı, problemleri hakkında ve şema terapi hakkında eğitmektir. Bu aşamada danışanın hayatının merkezindeki şemalar tespit edilir, bu şemaların hayatındaki olumsuz etkileri ortaya konulur, danışanın şemaya ait duygularla temas etmesi sağlanır, işlev bozucu başa çıkma tepkileri ve modları tespit edilir. Problem listesi ve terapi hedefleri oluşturulur. Bununla birlikte problem durumunun şema terapi için uygunluğu değerlendirilir. Şema terapiye uygun olmayan durumlar için farklı yöntemler kullanılır ya da danışana uygun yardım için yönlendirmede bulunulur.
    Şemalar, başa çıkma tepkileri ve modlar belirlenirken danışanın yaşam öyküsünden, imajinasyon çalışmalarından vb. yararlanılır. Bunun yanı sıra çeşitli ölçekler kullanılır.

    2- Değişim Aşaması: Şema terapide değişim en temelde 4 temel alan üzerinden sağlanır: Bilişsel Alan, Yaşantısal Alan, Terapi İlişkisi Alanı ve Davranış Kalıpları Alanı. Her alan için, kendine has yöntem ve teknikler kullanılır. Uygulama her alanı ayrı ayrı ele almak yerine, holistik/bütüncül bir anlayışla gerçekleştirilir.

  • EMDR

    EMDR "Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşlemleme" isminin İngilizce adının (Eye Movement Desensitization and Reprocessing) başharfleri ile oluşturulmuş bir kısaltmadır.

    EMDR üzerine çok sayıda bilimsel araştırma yapılmış ve travma tedavisinde etkinliği kanıtlanmış bütünleyici bir psikoterapi yaklaşımıdır. Ayrıca, başka psikiyatrik bozukluklar, zihinsel sağlık sorunları ve somatik semptomların EMDR ile tedavisinden elde edilen başarılı sonuçlar da literatürde belgelenmiştir.

    Bu yöntemin temelinde terapötik bir telkin değil, beynin nörolojik işleyişi yatmaktadır. Özetle anlatmak gerekirse, travmatik olaylar sırasında beynin bilgiyi işlemleme süreci bozulur ve uyaranlar yeterince işlemlenip beynin ilgili bölümlerine bütüncül şekilde aktarılamaz ve anlamlandırılamaz. Olay sırasında yeterince işlemlenemeyen görüntüler, sesler, duygular ve düşünceler sinir siteminin içine adeta kilitlenebilir.

    EMDR uygulaması esnasında işte bu yarım kalmış işlemleme yeniden başlatılır ve tamamlanır. Burada anıların işlemlenmesi konuşulması anlamına gelmez. Burada farklı anıların ve bilgilerin kendiliğinden biraraya gelmesi ile gerçekleşen nörolojik bir işlemleme kastedilmektedir. Yani o anıya ait nörolojik ağ farklı bilgi ağlarıyla birleştirilir. Bu da olayın hatırlanma niteliğini tamamen değiştirir.

    Anıdaki bazı boşlukların hatırlanması, bazı olumsuz parçaların gittikçe flulaşırken, diğer olumlu ya da nötr sayılabilecek kısımların netleşmesi ve belirginleşmesi sık alınan geribildirimler arasındadır. Üstelik bu değişim, terapistin telkin ve yönlendirmeleriyle de ilişkili değildir. Tüm iyileşme ve değişim süreci tamamen kişinin kendi zihninin içinde gerçekleşir. EMDR sonrası anı hatırlandığında, daha önce beynin aktif olmayan bölgelerinin aktive olduğu bilimsel deneylerle de kanıtlanmıştır.

    Detaylı bilgi için emdr.com.tr sitesini inceleyebilirsiniz.

Psikoterapi hakkında daha fazla bilgi almak için lütfen okuyunuz.