Baba Olmak

YAZAN: Fulya KAYA TEZEL,

Öyle görünüyor ki ebeveynlik dünyasında babalar adeta ihmal edilmiş. Çocuk büyütmekle ilgili her şey sanki kadınla, anneyle ilişkilendirilmiş durumda. Sanki ebeveynlik daha çok kadına özgü gibi, hamilelik sonrası alışverişlerdeki ayrıntılardan tutun, ebeveynlik hakkındaki kitaplara, yazılara kadar anneler hep ön planda. Annenin çocuk gelişimi üzerindeki etkilerine dair çok geniş bir literatür var. Yüzlerce hatta binlerce araştırma ve deney yapılmış. Günlük hayatta bile kişiliğimiz üzerinde annemizin izlerini daha kolay sürmeye başladık. Gün içinde yaşadığımız birçok sorunda, karakterimizle ilgili keşfettiğimiz yeni bir özellikte annelerin kulakları babalarınkinden daha çok çınlıyor gibi. Babalar günü bile anneler gününün icadından sonra ayıp olmasın der gibi sessizce araya sıkışıvermiş.

Toplumsal olarak da bakım veren denilince ilk akla gelen ve genellikle çocukla daha fazla vakit geçiren kişi anne olduğundan, çocuğun psikolojisi üzerinde annenin daha etkili olduğu düşünülmekte. Kadın, zaten çocuğu bizzat karnında taşıyarak ebeveynlik yolculuğuna 1-0 önde başlamakta. Bir dizide geçmişti sanırım, tipik olarak sorunların eksik olmadığı bir yerli dizide.. Kadın soruyordu eşine “Bir kadın ne zaman anne olur biliyor musun?” “Hamile olduğunu öğrendiği anda... bir erkek ise ancak çocuğunu kucağına aldığında baba olduğunu anlar”. Her çifte uymayabilir bu tespit. Ancak yine de bebeğini bedeninde taşıyan kadının çocuğu ile kurduğu bağın çok daha öncelikli olduğu bir gerçektir. Fakat bu durum, bir babanın çocuğunun hayatındaki önem ve etkisini annenin gerisine taşımaz. Dizide geçen bu sözler bir arkadaşımın abisini hatırlatmıştı bana. Kendisi polisti ve tehlikelerle dolu hareketli bir kariyer geçmişi olmuştu hep.

Gülümseyerek başlamıştı sözüne ama gittikçe manidar bir hüzün kaplamıştı yüzünü “Ben o güne kadar korku nedir bilmezdim! Birçok kez ölümle burun buruna geldim, hiç korkmadım..taki kızımı kollarıma alana kadar...İşte o an, kollarımda tuttuğum o ilk an hissetmiştim korkunun nasıl bir şey olduğunu, dizlerim tir tir titriyordu.. ona hiç bir şey olmasın istedim.”Korku kılığına girmişti onun için bu sefer sevgi. Baba olmakla birlikte daha birçok farklı duyguyla tanışmıştı.


Babanın Çocuk Gelişimindeki Rolü
Belirttiğim gibi bir babanın çocuğun hayatındaki rolüne dair sahip olduğumuz bilgiler anneninkine göre çok daha silik. Sanırım baba bazı durumlarda “varlığı” ile çocuğu için ne kadar önemli olduğunu hissettirmiyor. Ancak yokluğu ile daha belirgin hale geliyorlar babanın önemi ve değeri. Babanın olduğu bir evde çocuk derinlerdeki temel güven, güç ve istikrar duygusunu ondan aldığını pek fark etmeyebiliyor. Ama babasız bir ev düşünün, işte orada büyüyen bir çocuğun zihnindeki tedirginlik, güvensizlik ve istikrarsızlık tohumları kolayca fark edilebilir. İlişkilerinde sevgili yerine bir baba koruyuculuğu ve şefkati arayan kadınların hayatında, özgüveni düşük bir erkek çocuğunun hayatında, erkeklere güvenmeyen ve istikrarsız ilişkiler yaşayan bir kadının hayatında, aşırı maskülen davranmaya çalışan ya da feminen davranışlar geliştiren bir erkeğin hayatında daha belirgindir babaların hayatımızdaki önemi.

“Çocuklukta, babanın koruyuculuğuna duyulan ihtiyaç kadar güçlü başka bir ihtiyaç düşünemiyorum” demiş Sigmund Freud. Bu söz Freud döneminde babanın sahip olduğu ekonomik rolle de ilgili olabilir ancak babanın koruyuculuğu çocuğun yaşamındaki önemini hala korumaktadır.

Küçük bir çocuk için baba, aileyi dış tehlikelerden koruyan bir figür olmakla birlikte aynı zamanda dış dünya ile çocuk arasındaki köprüdür. Baba rol modeldir, dış dünyayla
nasıl baş edileceğine, nasıl uzlaşıp, anlaşılacağına dair çocuğa örnek olur. Temel değerler konusunda da birincil kaynak babadır.

Araştırmalar da aynı şeyi söylüyor. Çocuklarıyla ilgilenen babaların erkek çocuklarının okulda daha az problemli davranış sergilediği, kız çocuklarının da öz güvenlerinin daha yüksek olduğu bulunmuş. Babalarından ayrı yaşamayan çocukların fiziksel sağlıkları, duygusal sağlıkları ve okul başarılarının daha iyi düzeyde olduğu tespit edilmiş. Bu sonuçlar babanın evdeki varlığının ekonomik yönleriyle de ilişkilidir ancak yine de aradaki bağlantı oldukça açık ve kuvvetlidir. Bebeklik döneminde babanın çocuğuyla ilgilenmesinin çocukla baba arasındaki duygusal bağı kuvvetlendirdiği ve bu durumun evlilik ilişkisine de olumlu şekilde yansıdığı da bulgular arasındadır.

Öyleyse anneler eşlerinin babalığa özgü rolünün farkında olmalı ve çocuğun eğitiminde ona daha fazla yer ayırmalı. Babalar ise bu meşakkatli yolda emek vererek üretkenliklerinin en anlamlı kısmının tadını çıkarmalı. Oğlunuzla top oynamaya, kızınızla bisiklete binmeye, ailenizi pikniğe götürmeye, çocuğunuzun saçını okşamaya ayırdığınız zamanlarla onun kalbine en derin ve en parlak hisleri işleyeceksiniz.

Yetişkin çocuklar! Sizin içinse babanızın üzerinizdeki etkilerini incelemek adına dönüp geçmişe bakma zamanı. Size karşı yaptığı hataları affetme ve o hataları kendi çocuklarınıza yapmamayı öğrendiğiniz için şükretme zamanı.

InCity Dergisinde yayımlanmıştır