Çocuğunuza Bakıcı Seçerken Dikkat Etmeniz Gerekenler

Çocuğunuza Bakıcı Seçerken Dikkat Etmeniz Gerekenler



Güvenilir, eğitimli ve sıcak bir bakıcı bulun : Önce güvenilir bir bakıcı bulmak sonrasında da ona güvenmek ilk adım. Çünkü çocuğunuzun terk edilme düşüncesine kapılmamasının ilk koşulu uygun bakıcıyı bulmaktır. İmkanınız varsa çocuğunuzu bir yakınınıza (teyze, hala, anneanne vb.) bırakın. Bakıcının tanıdık ve ortak aile kültürünü paylaştığınız biri olması çocuğunuzun bakıcıya daha kolay alışmasını sağlayacaktır. Bu yazının geri kalanı bu şartları karşılayan bir bakıcı bulduktan sonraki adımları içerir.

Sevgiyi atlamayın: Bakıcınızın çocuğunuzu sevdiğinden emin olun, çünkü çocuğunuz en çok sevgi ve şefkate ihtiyaç duyar. Bakıcının çocuğunuzun sadece fiziksel ihtiyaçlarını karşılıyor olması yeterli değildir. Çocuğun psikolojik açıdan sağlıklı büyümesi için ona sevgi, şefkat, besin, bakım ve koruma sunan bir bakıcıya ihtiyacı vardır.

Sabit bir bakıcı : Temel bakım verenin anne olması ideal olandır ancak şart değildir. Bakım verenin anne baba olmasından çok sabit olması önemlidir. Sağlıklı kişilerarası ilişkinin temeli olan sağlıklı bağlanmanın gelişimi için de doyum ve zevkin olduğu, sıcak, yakın ve “devamlı” ilişki gereklidir. Özellikle ilk 2 yılda sık bakıcı değiştirmek çocuğunuzun “güvensiz bağlanma” örüntüsü geliştirmesine ve yaşamı boyunca kişilerarası ilişki problemleri yaşamasına sebep olabilir.

Önce tanıdık, sonra bakıcı.. Çocuğunuzu aniden daha önce görmediği biriyle uzun süre yalnız bırakmamalısınız. Bakıcının çocuğunuz için tanıdık bir yüz olması önemlidir bu yüzden bakıcı öncelikle size katılmalı ve çocuğunuzla tanışmalıdır. Bu nedenle çocuğunuzu evde bakıcıyla yalnız bırakmadan önce kendisinden birkaç kez evinize gelmesini ve çocuğunuzla oynamasını rica edin. Bu süreç çocuğunuz ve bakıcı arasındaki uyumu gözlemlemeniz açısından da faydalı olacaktır. Ayrıca çocuğunuz eve gelen yetişkine sizin güvendiğinizi de görmeli, hissetmeli.

Uzman Psikolog Fulya Kaya Tezel

Çocuğunu Bakıcıya Bırakan Annelerin Kaygıları


Günümüz dünyasında kadının sahip olduğu roller gittikçe çeşitlenmekte. Artık kadının hayatında çocuk bakımı kadar zaman ve emek isteyen başka görevler de yer almakta. Çalışmak ve aile ekonomisine katkıda bulunmak, iyi bir eş, iyi bir çalışan ya da patron olmak gibi. Dolayısıyla günümüz kadını bebeğinden erken dönemlerde ayrılmak ve diğer sorumluluklarına da zaman ayırmak durumunda. Bu noktada anne için ne kadar da zor olsa çocuğuna iyi şekilde bakabilecek bir bakıcı bulmak ve çocuğunu ona ‘bırakmakla' karşı karşıya kalmaktadır.

Bakıcı konusunda yapılan güncel araştırmalar ilk bir yıl içinde, anne ve çocuğun uzun süreli ayrılık yaşamasının sakıncalı olabileceği ve çocuğun 3 yaşından önce aile dışından bir bakıcıya bırakılmaması gerektiğini göstermektedir. Fakat yukarıda da belirttiğim üzere günümüz şartlarında bahsedilen bu ideal koşulu sağlamak zaman zaman mümkün olamayabiliyor. Peki bu imkanı olmayan ve çocuğunu bakıcıya bırakmak durumunda kalan anneler ne yapmalı? Bakıcıya bırakma döneminde çocuğunuzun bu durumdan zarar görmemesi ve ayrılık kaygısını en az seviyede yaşaması için siz neler yapabilirsiniz?

Öncelikle bilinmelidir ki, bakıcıya bırakma döneminde çocuğunuzun yaşayabileceği en büyük sıkıntı yoğun şekilde ayrılma kaygısı yaşamasıdır. Ayrılma kaygısı, çocuğun anneden veya ailede bağlandığı bir bireyden ayrıldığında duyduğu şiddetli kaygıdır. Bebekler ayrılma kaygısı belirtilerini 6, 7 aylıkken göstermeye başlayabilirler ancak çoğu bebek için kriz dönemi 12-18 aylar arasında yaşanır. Dolayısıyla bakıcınızın 5. aydan itibaren ya da 11. aydan itibaren size zaman zaman ziyarete gelmesi bakıcıyla bebeğiniz arasındaki bağlanma sürecini de kolaylaştıracaktır

Çocuğumun gözünden...

Özellikle ilk 18 ay boyunca birkaç saatlik bir ayrılma dahi hem çocuk hem anne için travmatik olabilir. Çocuk kendisinin terk edilmiş olduğunu düşünebilir ve yoğun kaygı yaşayabilir. Hatta çocuğunuz bu deneyimi zihninde eşik altı düzeyde kodlayarak tüm yaşamını “terk edilme” düşüncesi üzerine kurgulayabilir. Bu düşünce bir kurala, temel inanca dönüştüğü takdirde ise çocuğunuzun hayatının ilerleyen dönemlerinde insanlarla nasıl ilişki kuracağının temelini oluşturur. Eğer terk edilme inancı gelişirse bu, güvensiz bir ilişki tarzının temeli olacaktır. Örneğin çocuk yaşamı boyunca değer verdiği kişilerin aslında onun yanında olmadıklarını ve bir şekilde onu terk edeceklerine inanabilir. Genel olarak ilişkilerini de bu güvensizlik zemini üzerine kurabilir.

Uzman Psikolog Fulya Kaya Tezel