Eğreti Romantizm!



Bu sayı aşka, ilişkiye adanmış bir sayı. Malumunuz yaklaşan özel bir gün var. Bu vesileyle sayfaları çevirdikçe ilişki hakkında birçok şey okudunuz, farklı fikirlere temas ettiniz, farklı çiftleri incelediniz. Hediye alternatiflerinden, mekân önerilerine kadar birçok ayrıntıya denk geldiniz. Şimdi karşı gelmek olmaz, kutlamaya bu kadar hazırlanmışken....Hem neden karşı geleyim, kutlamanın nesi kötü olabilir?
Kutlama meselesi ve ritüeli bu kadar ön plandayken bu sözcüğün sözlük anlamına bakmadan edemedim. TDK'da kutlamak kelimesinin ilk anlamı "Mutlu bir olaya sevinildiğini söz, yazı veya armağanla anlatmak”. Yani ister söz, ister hediye, ister başka bir yolla olsun işin özü sevinmek, mutlu olmak ve bunu ifade etmek. Sevdiğiniz kişi ile birlikte olmayı kutlamak da aslında onun varlığına duyduğunuz şükrandan gelir. Bunu göstermek, ifade etmekse tabiî ki çok güzeldir.
Yani mutlu olduğunuz bir ilişkiniz varsa ne ala, kutlayın! Yani mutlu olun! İster çalgılı şarkılı, ister güllü çikolatalı, ister hediyeli ister hediyesiz. Mutlu olun, sevinin, şükredin ve bu duygularınızı ifade edin. Ancak bu tip günlerin kendi içinde ufak bir tuzak barındırdığını da unutmayın. Çünkü bu vb. günler (doğum günleri, yıldönümleri vb.) beklentilerin ayyuka çıktığı, sembollerin dile geldiği günlerdir adeta.

Konuşan yüzükler, pastalar, gömlekler!!
Tahmin ettiğiniz gibi sembollerin başında hediyeler geliyor. Özellikle kadınlar için ‘değer görmenin', ‘sevilmenin' bir sembolü olabiliyor hediyeler. Ancak sembollere yüklediğimiz bu anlamlar bir bakmışız ki ilişkimizin önüne geçmiş... Örneğin aldığı hediyeyle ayakları yerden ‘kısa süreliğine' kesilen bir kadın işler tersine döndüğünde yüzüğünü çıkarıp masaya koyabiliyor. İşte o an yüzük dile geliyor adeta, konuşmaya başlıyor, “Yeter artık bu iş buraya kadar!” diyor adama. Eşine öfkelenmiş bir erkek de açıkça konuşmak ve duygularını ifade etmek yerine, eşinin aldığı saati hiç takmıyor, gömleği giymiyor. Bu duruma işkillenen kadın eşine küsüyor ve işler gittikçe karmaşıklaşıyor. Sular iyice dalgalandıktan sonra da suya taşı ilk kimin attığının bir önemi kalmıyor. İşte iletişimin çoğunlukla semboller üzerinden ilerlediği ilişkiler için bu tip özel günler büyük bir ‘sevgi ayinine' ya da ‘çetrefilli bir sınava' dönüşebiliyor.
Bu nedenle öncelikle ilişkimizin temelinde sembollerin değil, açıkça yaşadığımız, hissettiğimiz ve konuştuğumuz duyguların olmasına özen göstermeliyiz. Belirli tarihlerde sevgilimizin ya da eşimizin bize gösterdiği ilgi ve tutumdan daha önemli bir şey var ki, o da genel olarak bize nasıl davrandığı ve yaklaştığıdır.
Bundan da önemli olan mesele ise kendimize nasıl yaklaştığımızdır. Evet, herkes kendini özel hissetmek ister, değer görmek, bir başkası tarafından düşünüldüğünü bilmek herkesin hoşuna gider. Ancak mühim olan bu olmadığında nasıl hissettiğimizdir, çünkü geriye kalandır bizim hayatımız. Övgü olmadığında, hediye olmadığında nasıl hissettiğimizdir kendimizle kurduğumuz ilişki ve belki de en önemli ilişki kendi ruhumuzla kurduğumuzdur. İlgi ve sevgi dışarıdan gelmediğinde, kendimizle baş başa kaldığımızda nasıl hissettiğimiz, kendimize neler söylediğimizdir nihai gerçekliğimiz.
Özetle tüm plan programlar ve hediyeler sadece güzel, küçük semboller ve aracılardır fikrimce. Dolayısıyla ilişkinizi sorguluyorsanız, bu özel gün ve sembollerden çok, genel durumu hesaba katmak en sağlıklısı.

Her dem muhalefet!
Harıl harıl hazırlananların yanı sıra kimisi için 14 Şubat tarihi hiç bir şey ifade etmez, kimisi ise bu güne özellikle karşı olabilir. Karşı olanlar genellikle ideolojik sebeplerden ötürü bu tür günleri önemsemez ve kutlamazlar. Bu vb. günleri, kapitalizmin tüketimi teşvik etmek amacıyla ortaya çıkardığını düşünenlerin yanı sıra dini sebeplerden ötürü önemsemeyen birçok kişi de bulunabilir. Eğer bu duruş, çift olarak ortak tutumunuzsa sorun yok demektir. Ancak sizin aksinize eşiniz/sevgiliniz bahsettiğim nedenlerden ötürü bu kutlamaya karşıysa, onun seçimine saygı duymalısınız. Unutmayın ki, bu durum aynı zamanda eşinizin yaşam karşısındaki genel duruşunun da bir parçasıdır ve aranızdaki uyuma dair bir ipucu verir size.
Ancak bu güne muhalefet edip de, yaşam tarzında ciddi tutarsızlıkları olan kişilerin bu görüşlerini derinlemesine sorgulamalarında fayda vardır. Belki de ‘ideolojik muhalefet' kılığına girmiş olan ‘duygusal bir sıkıntı'ları vardır. Sevgiyi ifade etme, sevgi gösterme ya da sevgiyi sözelleştirme güçlüğü.... Hatta bu muhalif duruşun altında çok daha temel bir yalnızlık ya da bağlanma problemi de yatabilir. Sevgililer gününe aşırı önem vermenin altında derin bir sevgi yoksunluğu ya da özgüven eksikliğinin olabileceği gibi.

Gizli Baskı

Bilirsiniz özellikle kadınlar biraraya geldiklerinde ilişki konuşurlar. Bu da bazı durumlarda ister istemez ilişkilerin kıyaslanmasına sebep olur. İşte yapılan bu sosyal karşlaştırmalar sevgililer gününde zirve yapar. Diğer çiftler bugünü nasıl geçirdi? Sevgilisi ona ne aldı? Ne tatile mi çıkmışlar! Evlenme teklifi almış, hem de çok romantik! O günden, yapılanlardan, yapılmayanlardan, keyiften, sitemden, her telden çınlayan bambaşka sesler duyarsınız. Lütfen bu seslere kapılmayın, çünkü 2 kişi arasındaki ilişkinin dinamiği biriciktir.
Romantizm konusunda lütfen kendinizi ve eşinizi zorlamayın. Bırakın sevgiliniz kendi kişiliği ve tarzıyla aşkını ve sevgisini ifade etsin. Siz de izleyin ve onu tanımaya çalışın. Ne siz ne de sevgiliniz romantizmi tıpkı diğerleri gibi yaşamak zorunda değil. Eğer kırmızı gül yerine saksıda çiçek aldıysanız hanımlar ve siz beyler aylardır dillendirdiğiniz bir telefon yerine minik bir kart aldıysanız sevgilinizden, kendi şaşkınlığınız ve hayal kırıklığınıza değil, onun hangi duygu ve niyetle bunu yaptığına odaklanın. Bırakın saksıyı, kartı, hiç hatırlamadıysa eğer, nedeniyle de ilgilenin. Birikmiş öfkenizi bu davranış ve bugün üzerinden eşinizin üzerine kusmayın. Beklentilerinizi zamanında açıkça ifade edin ve daha da önemlisi beklentilerinizi törpüleyerek kendinizi özgürleştirin.
Son olarak, mutlu olmaya çalışırken özgünlüğümüzü yitirmememiz dileğiyle,
Sevgiler... hepinize:)

Uzm. Psikolog Fulya Kaya Tezel