Evlilik ve Çift İlişkilerinde İletişimsizliğe Son Verecek Mucizevi Teknikler



"Partnerim beni anlamıyor" mu diyorsunuz?
İlişkiniz iletişimsizlik tehdidi altında mı?
İşte değişim ve dönüşüm için size mucizevi teknikler...
Acımasızca yapılan eleştiriler veya karşılıklı suçlamalar ilişkileri yiyip bitirir. Ancak bu tip iletişimsizlik durumlarını çözmenin aslında basit kuralları vardır.

İYİ İLİŞKİ İÇİN İYİ İLETİŞİM ŞART .......
Günümüzde çiftler cinsel problemlerini veya ilişkilerindeki çatışmalarını çözmek için cinsel terapistlere ve evlilik terapistlerine başvurmaktadır. Terapistlerin en çok zorlandığı alan, sorunlu ilişkideki iletişimi sağlıklı hale getirmektir. Terapistlerin iletişim sorunlarına odaklanmaması, bu sorunların çözülmediği durumlarda diğer tekniklerin uygulanmasını da sekteye uğratmaktadır. Çünkü iletişim gerek cinsel terapide, gerekse evlilik terapisinde vazgeçilmez bir konudur.

Şimdi sıkı durun! İletişimsizliği ortadan kaldırıcı mucizevi teknikleri var. Bu tekniklerin uygulanmasıyla iletişim sorunlarının çözümü için uygun bir zemin yaratabilirsiniz. Korku çemberini kırmak diye tanımlanan bu teknikler şu şekilde ifade edilebilir:

AÇIKÇA TALEP EDİN
Her suçlamanın, eleştirinin ve olumsuz değerlendirmenin ardında gizli bir temenni yatar. Bu temenniyi kişinin keşfedip partnerinden talep etmesi gereklidir. " Sen beni sevmiyorsun, benimle ilgilenmiyorsun" diyen kişinin gizli temennisi aslında " beni sev, benimle ilgilen" şeklindedir. Ancak bunu söylemek yerine suçlamak daha kolay gelir. Çünkü çoğu çift,daha önce bu temennileri ifade etmiş ve reddedilmiştir ya da reddedilmekten çok korkuyor, herkesin kendisini sevmesi ve ilgilenmesi gerektiğine inanıyordur. Bu yüzden bilinçdışlarında istemeden bir korku çemberi oluştururlar. Oysa kişi korku çemberini kırarak karşısındakini suçlamayı bir kenara bırakmalı ve bu temennisini koşulsuzca partnerine açık bir dille ifade etmelidir. Eğer talep karşılık görürse ve partneri ona istediğini verirse, bunu bir armağan gibi kabul etmeli ve teşekkür etmelidir. Ama partneri bu talebi yerine getirmiyorsa da kişi bu durumu asla şahsileştirmemelidir. Kimliğine, kişiliğine bir hakaret gibi görmemeli ve ne olursa olsun partnerinin bir seçimi olarak buna olgunca saygı göstermelidir.

ÖNCE KENDİNİZİ DÜZELTİN
Başkasında görülen her olumsuzluk, negatiflik, eleştiri veya suçlamaya yol açan davranım aslında tüm bunları gören kişide de vardır. Kişi kendinde olmayanı başkasında görmez. Kendisinin yapmadığını bir başkasına suçlama olarak söylemez. Yani kavgalarda söylenen suçlamaların hepsi, aslında kişinin kendi kusurlarını görmesi için bilinçdışının ona sunmuş olduğu bir formüldür. Kişi birisine "çok dağınıksın" dediğinde aslında bu ifade, onu kullanan kişinin de dağınık olduğu bir yer olduğunu gösterir. Kadınlar genelde bu sözü eşlerine çok söylerler. Böyle olunca aslında kadın kendi dağınıklığını görmek yerine kocasında kendi kusurunu görmüştür. Tıpkı Mevlana 'nın sözündeki gibi "Karşındakinde gördüğün suç, sendeki suçun cinsindedir. Önce o huyu kendi tabiatından atman gerek. Sendeki çirkin huy, sana onda göründü."

Kişi içinde olup da kabul edemediği ya da aşamadığı bazı kusurları başkalarında çok kolay fark eder. Yani Mevlana "Karşınızdakini suçlamak ve değiştirmektense işe önce kendinizden başlayın ve kendinizi düzeltin." der. Böylece kişi kendi kusurunu keşfedip, kendini değiştirdiğinde ilişkisi ve ardından partneri de bundan olumlu etkilenecek ve her şey değişecektir. Yani kişinin içindeki çözümleme, mutlaka karşı tarafta da aynı etkiyi gösterecektir. Kendi kusurlarınızı görmek, kendinizi ayıplamak, o ayıbın merhemi ve ilacıdır.
Değişim herkesi korkutur. Çünkü değişim denince akla kimlik ve kişiliğin değişmesi gelir. Oysa kimlik ve kişilik değişimi çok zor bir süreçtir. Bizim burada değiştirmeyi önerdiğimiz olgu davranıştır. Davranışlar iradeyle uyumlu bir şekilde değiştirildiğinde, düşünce ve duygular da zamanla buna uyumlu hale gelecektir. Özünde kolay olan bu kuralları kendinde uygulamayı başaran çiftler, olumlu değişimi ve dönüşümü gerçekleştirirler.

HER ŞEY 10 NUMARA İNSAN OLMAK İÇİNDİR.
Altın çamurun içinde de değerlidir, kuyumcu vitrininde de.. Gerçekten 10 numara insan olmayı içimizde hissetmek budur. Bu nedenle 10 numara olmayı başkalarının gözünde, sözünde veya davranışlarında değil, içimizde hissetmemiz gerekir. İşte bunu yapabilenler sağlıklı narsisizm sergilerken bunu hissedemeyip dışarıdan, başkalarından arayanlar narsistik yapı dediğimiz patolojik narsisizmin pençesinde kıvranıp dururlar. Hiç bir zaman mutlu olmazlar, iç çatışma yaşarlar ve 10 numara insan olmadıklarını hissettirecek herhangi bir eleştiri, davranış ve olay karşısında da büyük bir çökkünlükle karşılarlar. Sonrasında da genellikle öfkeyle tepki verirler. Bu durum toplumun ruh sağlığını, huzurunu ve ilişkileri tehdit eder, sağlıklı bir iletişim kurmayı engeller, sahte ve yapmacık bir toplum yaratır. Kişinin kendini olduğu gibi değil başkalarının istediği şekilde davranması da suni bir ilişkiler yumağı meydana getirir.

İşte 10 numara insan olmanın 10 altın kuralı :
1. Kendinizi olduğunuz gibi kabul edin ve sevin.
2. Alabileceğin en büyük intikam affetmektir ve bazen karşınızdakine verebileceğiniz en güzel cevap, gülüp geçmektir.
3. Buğdaylar gibi büyüdükçe başınızı yere eğin ve alçakgönüllü olun.
4. Eleştiriye karşı hoşgörülü olun.
5. Her olayda suçlamak yerine sorumluluk alın.
6. Değişmeyen tek şeyin değişim olduğunu aklınızdan çıkarmayın.
7. Karşınızdakini değil önce kendinizi değiştirmeye çalışın.
8. Anlamanın ve dinlemenin konuşup üste çıkmaktan daha önemli olduğunu unutmayın.
9. Haklı olmak yerine mutlu olmaya çalışın.
10. Değerliliği karşı tarafın bakışlarında ve sözlerinde değil,kendi içinizde arayın.

Dr.Cem Keçe