NEDEN POLİGAMİ? (ÇOK EŞLİLİK)

Dr.Şükran Telci
Cumhuriyet Bilim ve Teknoloji Dergisinde Prof. Dr. Doğan Kuban'ın bir yazısını okudum. Yazının özeti şu; tek eşliliğin kadınların ve erkeklerin doğasına uygun olmadığı, monogaminin (tek eşlilik) de insanın icadı olduğu ve günlük yaşamda tarih boyunca monogami hiç olmadığı.
Cinsel aşkın anatomisi adlı kitabın yazarı antropolog Helen Fisher ise, 62 ayrı toplumda boşanma, 42 toplumda da zina olgusunu inceleyip yaptığı analizlerde; insan soyunun geçirdiği tüm evrim boyunca, cinsel davranışlarının pek değişmediğini, bu anlamda insan türünün binlerce yıllık mirasının bizlere kadar ulaşmış olduğunu ifade ediyor.

Meslek hayatım boyunca poligamik ilişkiler yaşayan çok insan dinledim. Arkadaş çevremde de merak eder sorarım. Yeni tanıştığım insanlarda da ilişkiyi yaşama şekilleri benim için dikkat çekicidir. Belki de iş gereği.

Prof. Dr.Doğan Kuban'ın ve Helen Fısher'in dediği gibi tarih poligamik ilişkiler ile doluysa ne oldu da monogamik olmaya başladık veya gerçekten monogamik olduk mu çağdaşlaşmayla birlikte. Poligamiye dur diyebildik mi?
Bence hayır. Modern hayat bize monogamiyi getirmedi. Son istatistikler de erkeklerin %70'i, kadınların %40'ı evlilikleri dışında kaçamak yapıyorlarmış. İstatistik bilgiler bile poligamiden yana. Doğada hayvanlar aleminin de ise %98'inde monogami yokmuş.

Çok düşündüğüm ve üzerine çok okuduğum bir konudur ilişkiler. Özelliklede poligamik ilişkiler içerisinde olan kişileri daha bir can kulağıyla dinlerim. Merak ederim. Bir insan neden bir partner hayatındayken başka partnerlere ihtiyaç duyar. Çok eşlilik kişiye ne getirir. Evlilik ilişkisi içindeyken poligamik olmak ile sevgili ilişkisi içindeyken poligamik olmak, farklı bir durum mudur?

Bu kadar basit mi poligamiyi açıklamak? ”İnsanın doğası monogamiye uygun değildir.” diyerek. Doğamız da olup da kontrol ettiğimiz başka duygularımız ve davranışlarımız yok mu? Mesela , saldırgan olmak. Doğamızın bir getirisi. Neden her öfke anında veya sinirlendiğimiz bir anda kendimizi kontrol ediyoruz. Doğamızda varise saldırganlık karşımızdakine her öfkelendiğimizde fiziksel güç ile saldıralım, zarar verelim. Neden kendimizi kontrol etmekle sorumlu tutuyoruz.

Benim düşüncem, kendini kontrol etmeyi bilmek insanın aklıyla ilişkilidir. Poligamik yaşayanlar akılsızdır anlamı çıkmasın buradan. Akıl derken, aklın insana söylediği telkinler çok önemlidir ilişkide. Kendimize söylediğimiz telkinlerle kontrol ederiz düşüncelerimizi, duygularımızı ve davranışlarımızı.
Telkinleri ile bizi kontrol eden akıl gelişimi ise çocukluktan itibaren yaşadıklarımızın etkisi altındadır. Yetiştiğimiz aile ortamı, çevre, edindiğimiz ahlaki değerler, aileden gelen genetik kodlar ve en önemlisi yaşarken bilinçaltı dediğimiz alana kaydettiğimiz duygular. Ve Jose Ortega y Gasset ‘in de dediği gibi “En büyük yanılgımız, yaşamımızı bilincimize göre şekillendirdiğimizi sanmamızdır.” Evet aklımız var ve özgürüz, ama akıl ve özgürlük koskoca bir kütlenin üzerinde incecik bir tabaka gibidir. Var olandan diğerine gidiş de bu ince tabakanın altından, ruhun karanlık dehlizlerinden kaynaklanır. Ve bizi diğerine götüren yol da bizi kontrol eden ve yöneten şeyde, farkında bile olmadığımız çocukluk çağlarında oluşturduğumuz şemalarımızdır. Şemaların etkisi altındaki aklımız. Ve şemalarımızı oluşturan kara kutu içindeki saklı, gizli olan duygularımız.

Bu duygular ile baş etme yöntemlerinden biridir poligami. Bundan dolayıdır ki poligamiyi sorgularken ben, kişinin hangi yaşta olduğu ve yaşadığı hayatın geçmişini bilmek isterim. Çünkü; ”Neden Poligami? “ sorusunun cevabı bugüne kadar yaşadığı hayatın içinde saklıdır.

Çoğunlukla yaşla değişir poligaminin anlamı. Otuzlu yaşlardan önce cinsel hazlara koşmaktır poligami. Otuzlu yaşlardan sonra kimisi için bir arayış; tamamlayamadığı bir aşk ilişkisini tamamlama çabası. Her kadın veya erkek de kaybettiğini bulabilmenin beklentisi. Kimi için yine cinsel hazlara özlem duygusu, kimi için evlilik hayatının monotonluğundan kaçarak yaşanan heyecan duygusu, kimi için zorunlu evliliğin boğuculuğundan kurtaran nefes alma şekli, kimi için duygusal boşluğu doldurabilme çabası, kimi için skor, kimi için kadına veya erkeğe karşı olan bastırılmış öfkenin giderilme arzusu, kimi için çocukluk çağında maruz kaldığı cinsel istismarın bilinçaltı etkisi, kimi için ben özgürüm diyebilmek, kimi içi can sıkıntısını gidermek. Daha bir sürü yazabileceğim cümle.

Her cümlenin ortak noktası; poligami de bir arayışın olması. Tatmin olabilmeye giden yol. Hâlbuki bu bir kandırmaca. Bir oyun. İnsanın hayata karşı tatminkâr olması başkasıyla olan ilişkisinde gizli değildir. Tatminkâr olmanın yolu kabulle başlar. Öyle bir çağda yaşıyoruz ki artık insan “var olduğu” ile değil, sahip olduğuyla tanımlanıyor. Ve değerleri sahip olduklarıyla şekilleniyor.

Bundan dolayıdır ki; her hayat hikayesi ile farklılaşır poligaminin anlamı. Belki de doğru bir cümle, “insan doğasına aykırı bir durumdur monogami”. Ama insan da aklıyla var olması gereken bir canlı. Hayvanlardan en büyük farkımız bu değil mi? Akla sahip olmak. İşte burada başlıyor bendeki çelişki. Akıl sahibi olmak demek bu kadar duygularımızı kontrol etmemize olanak sağlıyor mu? Herkeste aynı etkide kontrol mekanizmasını çalıştırabiliyor mu akıl. Hayır. Çalıştırmıyorsa buna akıl zayıflığımı diyelim. Bence demeyelim.

Freud'un bir cümlesiyle tamamlayalım. Birçoğumuz bilmeyiz, eş seçimindeki en önemli prensip tekrardır. “Bütün bulmalar yeniden bulmaktır” der Freud. Yani; aşk ilişkisinde, özellikle cinselliğin doruğunda bulmayı umduğumuz şey ‘bir olma ‘ arzusudur. Yani aşkın en temel hali, anneyle birleşip birbiri içinde eriyip gitme isteğidir. Anne karnının tamlığı içindeki simbiyotik yaşamı huzur verici güven duygusuna dönme arzusu. “Bu kapsayıcı anne sevgisinin en karanlık yönü, çocuğun kendi benini oluşturması için bir gün bu seven ve sevilen kişiden kopmak zorunda olmasıdır” der Dr. Alper Hasanoğlu. Buradaki temel çelişki, erişkin hayatta bir yabancıya duyulan sevginin hiçbir zaman anne-çocuk ilişkisinin koşulsuzluğunu karşılamayacak olmasıdır.

Unutulmamalıdır ki, gerçek hayatın acımasız getirileri vardır. İnsan olmak bu getirilerle baş etmeyi kapsar. Bunlarla baş etme yollarından biri olarak poligamiyi seçmek ruhunuzun derinliklerinde açılmış bir yaranın acısını sadece anlık rahatlama yoluyla dindirmektir. Bilmediğimiz ve öğrenmemiz gereken; her poligamik ilişkinin dindirdiğini sandığımız acıyı daha da derin bir yara haline dönüştürdüğüdür.