Çocuklukta Cinsel İstismara Maruz Kalmak ve Etkileri

Yazan:Dr.Şükran Telci
Çocuklukta istismar yüzyıllardır bilinen bir konu olmasıyla birlikte son yıllarda çocukluk istismarında bir artış söz konusudur. Çocuğa yönelik kötü muamele ya da çocuk istismarı insanlık tarihi kadar eski, bir o kadar bilinen ancak ortaya çıkarılan sayısı kadar çıkarılmayanları da olan, sosyal ve tıbbi bir sorundur.

Çocuklara yönelik cinsel istismar toplum tarafından tabu olarak görüldüğü için ve genellikle çocuğa en yakını tarafından yineleyen tarzda yapılıyor olması, bu nedenle de dile getirilmesi ve açığa çıkarılması zor olduğundan tedavi edilmesi en zor olan travma şeklidir.

Tanımı nedir cinsel istismarın?
Fiziksel, entelektüel veya duygusal olarak, yani gelişimsel olarak tam olgunlaşmamış çocuk ya da ergenin, anlamını tam olarak kavrayamadığı cinsel etkinliklere katılmasıdır. Yani, çocuğun bir yetişkin tarafından, cinsel uyarı ve doyum için kullanılması, fuhuşa zorlanması, pornografi gibi suçlarda cinsel obje olarak kullanılması, genital bölgeye dokunma, teşhircilik, ırza geçmeye kadar çok geniş yelpazedeki tüm davranışları kapsamaktadır.

Ülkemizde kesinleşen ve resmiyet kazanan istismar olgularının sıklığı ve dağılımı ile ilgili bir veri olmamasıyla birlikte; cinsel istismar oranı % 9 olduğu bulunmuştur. Cinsel istismarın belirlenmesi ve rapor edilmesindeki zorluklardan dolayı, bu sonucun gerçeğin çok altında olduğu düşünülmektedir.

Cinsel İstismarın yaşlara göre dağılım: 0-3 yaş: %10, 4-7 yaş: %30,8-11 yaş: %25, 12 yaş ve üstü: %35,cinsiyete göre dağılım, Erkek/Kız: 1/3 olduğu düşünülmektedir. İstismarcının %96'sı erkek ve %80'i çocuğu tanıyan biri.

Çocuk istismarı sebeplerinin arasında aile içi şiddet ve mutsuz evlilik, sosyoekonomik durumun düşük olması, üvey anne baba, geleneksel aile yapısında fiziksel cezanın kabulü gibi nedenleri sıralanabilir. Anne-babalarda ilaç veya alkol bağımlılığı ile psikotik sorunların varlığı ise istismar riskini artırmaktadır. İstismarcı anne-babalar genellikle kendi kişisel memnuniyetini çocuğununkinden üstün tutan, çocuğu gereksinimlerini karşılayacak bir araç yerine koyan, çocukla ilgili gerçekçi olmayan beklentileri olan, katı, duygularını kontrol edemeyen kişilik yapısındadır.

Cinsel istismara uğramış çocukların hepsinde ilk muayenede psikiyatrik belirti görülecek diye bir genelleme yapılamaz. %40'a yakın çocukta hiçbir psikiyatrik belirti olmadığı ya da çok az belirti bulunduğu bildirilmiştir. Cinsel istismara uğramış çocukların izlemlerinde 12-18 ay içinde sorunların başladığı gözlem edilmiştir. Hatta en az belirtisi olan çocukların zamanla en fazla ruhsal sıkıntı yaşadığı ortaya koyulmuştur. Cinsel istismar, çocukta basit genelleme ile açıklanamayacak kadar değişken sonuçlara neden olur.

Cinsel istismarın etkileri:
Cinsellik üzerine etkileri; cinsel istismara uğramış çocukta cinsel duygu ve tutumlar, normal gelişiminden sapabilir ve uygun olmayan biçimler alabilir. Yüksek riskli cinsel eylemler, erken başlangıçlı cinsel yaşam, daha fazla oranda ergenlik çağında gebe kalma, birden fazla cinsel eş ve daha fazla cinsel saldırı da bulunma, cinsel olarak baştan çıkarıcı davranışlar sergilemek, kontrolsüz mastürbasyon, anüs ve vajinaya yabancı cisim sokmak, cinsellik veya seks konularına anormal ilgi gösterme veya tamamen ilgisiz kalma sık görülen davranışlardır. Bu tarz çocuklar genellikle, yetişkin olduklarında ya çocuklara cinsel taciz uygulamakta ya da para kazanmak için cinselliklerini kullanmaktadır.

Duygudurum üzerine etkileri; duygulanım sürecinde bozulmalar başlar. Tekrarlayıcı, rahatsız edici düşünceler, olayla ilgili kabuslar, karanlık olayı çağrıştırabileceğinden ya da kabus göreceğini düşündüğü için uyumak istememek, öfke patlamaları, olayı anımsatan her duruma karşı psikolojik sıkıntı yaşama hali, güven duygusunun yıkılması, insanlara güvenmeme ve istismarı önleyemediği için acizlik hissetme. Depresyon sık görülen tablodur. Aile bireylerinden uzaklaşma, tekrarlayan psikolojik ağrılar ve kendine zarar verici davranışlarda bulunma.

Anksiyete şeklindeki etkileri; çocukluğunda cinsel istismara uğramış yetişkinlerde anksiyete bozukluğunun sıklığı yüksek olduğu saptanmıştır. Anksiyete belirtileri, anormal bir şekilde agresif olma, korku reaksiyonu, kızgınlık, düşmanlık ve kabus görme şeklinde kendini göstermektedir.

Davranışsal etkileri; cinsel tacize uğrayan çocuk mutsuzdur, davranışları uçarıdır, ya çok titiz ya da dağınıktır. Yabancılara karşı alışılmadık biçimde davranır, ya çok yakın ya da çok utangaç ve korkaktır, ya çok uslu ya da çok provoke edicidir. Cinsel kötüye kullanılmış erkek çocuklarda en sık görülen davranış tepkisi, saldırgan davranışların gelişimidir. Kızlarda gözlenen en sık davranış tepkisi ise, aşağılık duygusu ve kendine zarar verme davranışlarıdır. Kendine zarar verici davranışlar genellikle vücudunda sigara söndürme ve bileğini kesme şeklindedir.

Kişilik gelişimi üzerine etkileri; Borderline kişilik bozukluğu saptanan kişilerin %70-80'inde, çoğul kişilik bozukluğu saptananların %85-90'inde çocukluk çağı cinsel istismar öyküsü pozitif bulunmuştur. Yine cinsel istismarda bulunan kişilerin %60-95'inde öykü pozitiftir. Kişiler arası ilişki kurma ve sosyal ilişkileri sürdürebilme becerisi, cinsel istismardan olumsuz olarak etkilenmektedir.

Cinsel istismara uğramış çocuk; kendilerine inanılmayacağından, başlarının belaya gireceğinden, istismarcının tehditlerinden korkarlar ve istismarcıyı korumak isteyebilir, sevebilir ama yaptığını sevmezler. Nasıl anlatacaklarını, cinsel davranışın yanlış olduğunu bilmeyebilirler. Bu anlamda; anne ve babalar, eğitimciler, çocuk bakım kurum çalışanları, hukukçular, emniyet mensupları, psikologlar, sosyal hizmet uzmanları, hastanede çalışan tüm sağlık personeli istismarın önlenebilmesi için eğitilmelidir. Cinsel istismarla ilgili bilinmesi gereken en önemli şey, cinsel istismardan çocuğu korumanın en etkin yolu oluşmasını önlemektir. Oluşmasını önlemek adına, çocuğa kötü dokunmanın ne demek olduğu, hayır diyebilmeyi, yani; istismar durumlarını tanımalarını, uygun bir yolla tepki göstermelerini ve böyle bir durumda güvendikleri bir erişkine olayı anlatmaları öğretilmelidir.