GERÇEK KİŞİLER OLARAK ANNE-BABA TANIMI

GERÇEK KİŞİLER OLARAK ANNE-BABA TANIMI

Davranış penceremiz ebeveynlerin engel olamadıkları hislerini ve bu hislerin sürekli değişmesine neden olan durumları anlamalarına yardımcı olur.Gerçekçi anne babalar çocuklarına karşı kaçınılmaz olarak kabul etme ve etmeme hissini yaşayacaklardır;aynı davranışa karşı olan tutumları tutarlı olamaz;ara sıra değişir.Gerçek duygularını saklamamalılar;bir ebeveyn bir davranışı onaylamazken diğerinin aynı şeyi onaylayabileceğini kabul etmeliler ve her bir ebeveynin,her bir çocuğuna karşı ister istemez farklı derecelerde kabullenme hissedeceğinin farkında olmalılar. Kısaca,ebeveynler insandır,Tanrı değil,Koşulsuz onaylıyor ya da her zaman tutarlı bir şekilde kabul ediyor gibi davranmak zorunda değiller.Onaylamadıklarında,onaylıyormuş gibi de davranmamalılar.Çocuklar doğal olarak onaylanmayı tercih etmelerine rağmen,ebeveynleri gerçek duygularıyla uyuşan anlaşılır ve dürüst mesajlar gönderdiklerinde,onaylanmama hissini bile yapıcı bir şekilde ele alırlar.Bu sadece çocukların bu durumlarla başa çıkmasını kolaylaştırmaz,aynı zamanda çocuğun anne ya da babasını gerçek bir insan olarak görmesine yardımcı olur-birlikte olmak isteyeceği açık ve net bir insan.

Dr,Thomas Gordon

Çocuğun davranışını kabullenmeyip çocuğu kabul edebilir misiniz?

Bu fikir nasıl ortaya çıktı bilmiyorum ama özellikle özgürlükçü düşünceden etkilenen ama çocuklarının yaptığı her davranışı kabul etmediklerini fark edecek kadar dürüst olan ebeveynler tarafından geniş çapta kabul görüyor ve beğeniliyor.Ben bunun bir başka aldatıcı ve zararlı düşünce olduğuna inanıyorum-ebeveynleri gerçek olmaktan alıkoyan bir düşünce.Çocuklarını kabul etmeyen ebeveynlerin hissettiği suçluluğu biraz olsun azaltsa da bu fikir çoğu ebeveyn-çocuk ilişkisine zarar vermektedir. Bu ebeveynlere kabul etmedikleri belirli davranışları kısıtlama gücünü ya da otoritesini kullanmalarına izin vermektedir.Ebeveynler bunu,çocuğun kendisinin değil de davranışının reddedildiği şeklinde algılaması için zekice bir yolla yaptığı sürece kontrol etmenin,kısıtlamanın,yasaklamanın bir şeyler talep etmenin ya da reddetmenin sorun olmayacağı şeklinde yorumluyorlar.Yanılgı işte burada yatıyor.
Çocuğunuzun yaptığı ya da söylediği bir şeyi kabullenmezken bu histen bağımsız olarak ya da bu hisse zıt bir şekilde nasıl çocuğunuzu kabulleniyor olabilirsiniz?Özel bir durumda özel davranışlar sergileyip çocuk gibi davranmayan "çocuk" nedir? Bu onaylayan veya onaylamayan düşüncelere sahip anne babalara yöneltilmiş çocuk davranışıdır,"çocuk" diye adlandırılan soyutlama değil. Eminim ki çocuğun bakış açısında da durum aynı.Yeni kanepenizin üzerindeki kirli ayakkabılarıyla oturmasını kabul etmediğinizi sezerse,bundan,kanepede uzanan ayağını kabul etmeseniz bile onu kişi olarak kabul ettiğiniz sonucunu çıkaracağını oldukça şüpheli buluyorum.Tam tersine o anda yapmakta olduğu şeyle bir bütün olduğundan,hiç şüphesiz annesinin kendini kabul etmediğini düşünür. Bir çocuğa annesinin onu kabullendiğini ancak sadece davranışını kabullenmediğini anlatmaya çalışmak,bunu birbirinden ayırmak bir ebeveyn için kolay olsa da ,çocuğu,atılan bir tokadın kendisinden çok annesini üzdüğüne inandırmak kadar zordur.
Bir çocuğun bir birey olarak kabul edilmediği hissi,kabul edilmeyen davranışlarının sayısı tarafından belirlenir.Çocuğunun çoğu davranışını kabul edemeyen ebeveynler,ister istemez çocuklarındaki birey olarak kabul edilmeme hissinin derinden ilerlemesine neden olur.Tam tersi olarak,çocuklarının yaptığı ya da söylediği birçok şeyi kabullenen ebeveynler bireysel olarak kabul edildiğini hisseden çocuklar yetiştirirler. Sizin için en iyisi,çocuğunuz belli bir zamanda,belirli bir şeyi yaptığında onu bir birey olarak onaylamadığınızı kabul etmek olacaktır.Bu şekilde sizi açık sözlü ve dürüst olarak algılamayı öğrenecektir çünkü bu yolla gerçekçi olursunuz. Ayrıca,bir çocuğa "seni onaylıyorum ama yapmakta olduğun şeyden vazgeç" dediğinizde bu güç kullanımınızla onun hareketini bir parça bile değiştiremezsiniz.Otorite ve güç kullanımının arkasında ne tür bir açıklama olursa olsun,çocuklar ebeveynleri tarafından reddedilmekten,kısıtlanmaktan ya da yasaklardan nefret ederler."Limit koymak" çok yüksek bir ihtimalle direniş,asilik,yalan söyleme ve kin olarak ebeveynlere geri döner.
Bunun yanı sıra çocukları ebeveynler tarafından onaylanmayan davranışları değiştirmeye yöneltmek için "sınır koymak" ya da kısıtlama yapmaktan çok daha etkili yöntemler var.
Dr.Thomas Gordon

ÇOCUKLARIN SİZİNLE KONUŞMASI İÇİN ONLARI NASIL DİNLEMELİSİNİZ?

KABUL DİLİ
15 yaşındaki bir kız çocuğu haftalık görüşmelerimizden birinin sonunda,oturduğu yerden kalktı,kapıya doğru yönelmeden önce durarak şunları söyledi: "Birisiyle ne hissettiğim hakkında konuşabilmek gerçekten güzel bir şey.Bunları daha önce başka birisiyle hiç konuşmamıştım.Ebeveynlerimle bu şekilde asla konuşamazdım." Okul durumu kötü olan 16 yaşındaki bir erkek çocuğunun anne ve babası bana şu soruyu sordu: "Justin'in bize güvenmesini nasıl sağlayabiliriz?Ne düşündüğünü hiçbir zaman bilemiyoruz.Mutsuz olduğunun farkındayız ama çocuğun içinden neler geçirdiğine dair hiçbir fikrimiz yok." Akıllı ve etkileyici olan 13 yaşındaki bir kız çocuğu,iki kız arkadaşıyla birlikte evden kaçmasının ardından bana getirildiğinde annesiyle ilişkisi hakkında şu yorumları yaptı: Sorun ev ödevi gibi en küçük konuları bile konuşamıyor olmamız.Bir sınavdan kaldığımda korkardım ve iyi geçmediğini ona söylerdim.Bana,"neden iyi değil? " diye sorardı ve çok kızardı.Ben de bu nedenle yalan söylemeye başladım.Yalan söylemekten hoşlanmazdım ama yine de yapardım ve bu durum beni gerçekten sıkıncaya kadar böyle devam etti..Sonunda birbiriyle konuşan iki farklı insan gibi olduk ikimiz de gerçek duygularımızı,gerçekten ne düşündüğümüzü göstermedik." Bunlar çocukların gerçek hislerini aileleriyle paylaşmayı reddederek onları nasıl üzdüklerinin olağan örnekleri.Çocuklar aileleriyle konuşmanın yardımcı hatta güvenli olmadığını fark ediyorlar.Sonuç olarak çoğu ebeveyn çocuklarına,karşılaştıkları problemlerde yardım etme fırsatını kaçırıyor.
Neden birçok ebeveyn yardımcı kişi olma görevinden çocukları tarafından azlediliyor?Neden çocuklar canlarını sıkan konular hakkında aileleriyle konuşmayı bırakıyor?Neden sadece çok az ebeveyn çocuklarına yardım edebildikleri bir ilişkiyi başarıyla yürütebiliyor? Ve neden çocuklar yetenekli uzmanlarla konuşmayı ebeveynleriyle konuşmaktan daha kolay buluyorlar?Profesyonel bir danışman çocukla yardımlaşma içerisinde bir ilişki geliştirmek adına ebeveynlerden farklı ne yapıyor? Son yıllarda psikologlar bu sorulara bazı cevaplar bulmaktalar.Araştırmalar ve klinik deneyler vasıtasıyla etkin yardım ilişkisi için gerekli bileşenleri anlamaya başladık.Bunların içinde muhtemelen en önemlisi "kabul dilidir."
KABUL DİLİNİN GÜCÜ
Bir insan bir başkası tarafından olduğu gibi kabul edildiğini hissedince karşısındaki kişi için yardımcı etken olma kabiliyetine sahip olur.Onun diğerini olduğu gibi kabul etmesi diğer kişinin gelişmesini,büyümesini,yapıcı değişimler gerçekleştirmesini,sorunları çözmeyi öğrenmesini,psikolojik sağlığının iyi yönde değişmesini,daha üretken,yaratıcı ve olduğundan daha iyi olmasını sağlayan bir ilişkinin gelişmesinde önemli bir etken olacaktır.Bu hayatın en basit ama güzel çelişkilerinden biridir:Bir insan başkası tarafından olduğu gibi kabullenildiğini hissettiğinde o kişi artık bulunduğu noktadan ilerlemeyi,nasıl değişeceğini,gelişeceğini,farklı olacağını ve olduğundan daha iyi olabileceğini düşünmeye başlayacaktır. Kabul,içindeki küçücük bir tohumun olabileceği en güzel çiçek olmasını sağlayan verimli bir toprak gibidir.Toprak yalnızca tohumun çiçek olmasına imkan tanır.Sadece tohumun büyüme kapasitesini salıverir ama kapasite tamamen tohumun içindedir.Bir tohum gibi,çocuk da gelişme kapasitesini kendi oluşumunda taşır.Kabul toprak gibidir-sadece çocuğun kendini gerçekleştirmesine imkan tanır. Ebeveynin kabulü çocuk üzerinde neden bu kadar büyük bir etkiye sahip?Bu genel olarak ebeveynler tarafından anlaşılmaz.Çoğu insan çocuğu kabullendiğinde onun olduğu gibi kalacağına inanır;buna göre en iyi yol çocuğun gelecekte daha iyi olmasını sağlamak için şu an çocukta neleri kabul etmediğinizi söylemektir. Bu nedenle,çoğu ebeveyn bu yöntemin çocuk en iyisi olduğuna inanarak çocuk yetiştirme konusunda kabullenme diline dayanırlar.Ebeveynlerin,çocuklarının gelişimi için sağladığı toprak çoğunlukla değerlendirme,yargılama,eleştiri,öğüt,ahlak dersi,uyarı ve buyruk doludur-bunlar ise çoğunlukla olduğu gibi kabul etmediğiniz mesajını verir. Ebeveynlerinin standartlarına ve değerlerine karşı çıkmaya başlayan on üç yaşındaki kız çocuğunun sözlerini hatırlıyorum: Sevmedikleri bir şeyler yaptığımda bana sıklıkla ne kadar kötü olduğumu,fikirlerimin ne kadar saçma olduğunu ve ne kadar güvenilmez olduğumu söylerler.Ne kadar kötü ve aptal olduğumu zaten düşünüyorlarsa,buna devam edebilir ve tüm bu şeyleri her halükarda yaparım. Bu zeki kız eski bir özdeyişi anlayacak kadar akıllı," Çocuğa ne kadar çok ne olduğunu söylersen o olur." Çocuklar genellikle ailelerinin onlara söylediği gibi olmaya başlarlar." Bu etkinin dışında kabullenmeme dili çocukları aileye kapatır.Ebeveynleriyle konulmayı bırakırlar.Hislerini ve problemlerini kendilerine saklamanın çok daha huzurlu olduğunu fark ederler. Kabul dili çocukların içine kapanıklılığını giderir.Uzman terapistler ve danışmanlar,kabullenmenin ne kadar güçlü olduğunu kanıtladılar.En etkili terapistler ve danışmanlar kendilerine yardım için gelen insanlara gerçekten kabul edildiklerini izlenimini aktaran kişilerdir.Bu insanların bir danışmanın ya da terapistin yanında kendilerini danışmanın yargılarına tamamen açık bıraktıklarını duymamızın nedenidir.Bu kişiler danışmanlarına kendileri hakkında en kötü şeyleri bile anlatırken rahat olduklarını belirtirler-yaptıkları ya da hissettikleri ne olursa olsun danışmanın kendilerini oldukları gibi kabul edeceğini hissederler.Bu tür bir kabullenme insanların danışman ya da terapist yoluyla bulduğu,değişime ve gelişmeye katkı sağlayan en önemli unsurlardan bir tanesidir. Bunun tam tersi olarak,bu profesyonel değişim temsilcilerinde,kabullenmemenin insanları kapattığını,insanların kendilerini hep savunmada hissettiklerini,huzursuz olduklarını,konuşmaya ve kendilerine dönüp bakmaya korktuklarını öğrendik.Bu nedenle,profesyonel terapistlerin sorun yaşayan insanlarda büyümeyi ve gelişmeyi sağlama yeteneklerindeki "gizli başarının" bir kısmı insanlarla kurdukları ilişkide kabullenmemeye yer vermemeleri ve karşısındakine onu tamamıyla kabullendiğini hissettirmeleridir. Ebeveynler çocuklarını kabullendiklerini içten bir şekilde kelimelere dökmeyi öğrendiklerinde şaşırtıcı etkiler yaratabilen bir araca sahip olacaklar.Çocuğun kendisini kabullenmeyi ve sevmeyi öğrenmesinde ve kendini değerli hissetmesinde etkili olabilirler.
Genetiksel olarak sahip olduğu potansiyelin geliştirilmesine ve bu potansiyeli kullanmasına büyük ölçüde olanak sağlayacaklardır.Bağımlılıktan kurtulup bağımsızlığa ve kendi yoluna doğru olan hareketini hızlandırabilirler.Karşılaştıkları problemleri çözmeyi öğrenmelerine yardımcı olabilir ve gençliğin ya da ergenliğin getirdiği sorunlarla ve sıradan hayal kırıklıklarıyla yapıcı bir şekilde başa çıkma gücünü verebilirler. Kabullenmenin etkilerinden hiçbirisi çocuğu sevdiğinize dair içsel hisleriniz kadar önemli değildir.Birisini olduğu gibi kabul etmek gerçek anlamda sevmektir;kabullenildiğini hissetmek ise sevildiğini hissetmeye eşdeğerdir.Ve psikolojide sadece sevildiğimizi hissetmenin muhteşem gücünü algılamaya başlarız:bu da zihinsel ve fiziksel ilerleme getirir ve bu muhtemelen psikolojik ve fiziksel hasarları iyileştirmek konusunda bildiğimiz en etkili tedavi yöntemidir.
Dr.Thomas Gordon