OKULA GİTMEK İSTEMİYORUM!!

Yazan: Fulya KAYA TEZEL InCity dergisinin Eylül,2012 sayısında yayımlanmıştır.

Okula gitmek istemiyorum cümlesini bu sene her zamankinden daha fazla işiteceğimize eminim. Artık aileler çocuklarından çok daha erken ayrılacak. Maalesef sağlam bir altyapı ve uzman çalışması olmaksızın gerçekleştirilen bu değişikliklere çocukların ve ailelerin hızla uyum göstermesi bekleniyor. Bçok tartışılası değişiklikle birlikte her sene birçok ailenin yaşadığı okul fobisi ve okul reddi sorunlarının çok daha sık yaşanacağını düşünüyorum. Bu nedenle ailelerin bu konuda bilgilendirilmeleri gerekiyor.
Acaba okulu mu astı?
Okul fobisi 1960'lardan beri tanı alan psikolojik bir problemdir. Aslında bu terim psikoloji dünyasında oldukça tartışmalı bir terim. Öyle ki, okul fobisi gibi bir olgunun olmadığını söyleyen uzmanlar da var. Onlara göre okula gitmek istememek psikolojik bir rahatsızlık değil, basit bir okulu asma olgusu. Ancak konu bu kadar basit değil, çocuğun bu isteksizliğini nasıl ifade ettiği ve yaşadığı çok önemli. Okulunu asan çocuk bunu bilinçli ve isteyerek yapar ve genellikle başka uyum sorunları da sergiler. Okul fobisinde ise çocuk kontrol edemediği düzeyde kaygı yaşar ve bu kaygıyı hiç başlatmamak için okul ve okulla ilgili şeylerden kaçınır. Aslında tipik olarak iyi huylu, uyumlu, genel olarak davranış problemi sergilemeyen çocuklardır ve çoğunlukla ilgili (bazen aşırı) ailelerden gelirler.
Ailenin bilgisi dahilinde okula gitmeyi reddeden çocukların çoğunda ise aileden ayrılmaya yönelik korkular ön plandadır. Öte yandan okul fobisi taşıyan gerçek bir fobik öğrenci ise yanında anne babası olsa dahi okul ve okulla ilişkili şeylere karşı ciddi bedensel, duygusal ve davranışsal reaksiyonlar gösterir. Okul fobisinde mantıklı olmayan ve daha belirsiz düşünceler nedeniyle ortaya çıkan bir kaçınma söz konusudur ve profesyonel destek şarttır. Okul fobisinde gittikçe artan karın ağrısı, baş ağrısı, tırnak yeme, alt kaçırma vb. bedensel belirtiler görülür. Okul konusunda zorlandıklarında ise çığlık atma, tekmeleme şeklinde ilerleyen ciddi öfke krizleri yaşarlar. Okul fobisi olan çocuklar okulu hatırlatan kitap, defter, önlük gibi diğer şeylerden de kaçınmaya başlayabilirler. Bu duruma neden ya da sonuç şeklinde başka bir çok psikolojik problem eşlik edebilir. Bunlar arasında en sık görülenleri sosyal fobi, depresyon, panik bozukluğu, öğrenme bozuklukları ve yaygın anksiyete bozukluğudur.
Ayrılık Kaygısı
6 ay-3 yaş arasındaki çocuklar anneleri başta olmak üzere yakınlarından ayrılmak istemezler. Yabancı kişi ve ortamlara tepki gösterirler ve annelerinden ayrılmaları gerektiğinde kaygılanır, tepki gösterir ve ağlarlar. Annesinin (bakım vereninin) orada ve güvende olduğunu bilmek isterler. Bunu teyit etmek için de sık sık annelerine seslenirler ve onları gördüklerinde sakinleşirler. Bu “ayrılık kaygısı”dır ve çocuğun bu kaygıyla nasıl başettiği ilerideki yakın ilişkilerini şekillendirecek ladar önemlidir. Bu kaygının alevlendiği ve en tehlikeli hale geldiği yaş aralığı da 5-6 ve 11-14 arasıdır. Yani ilk ve ortaokul başlangıcıdır.
Eğer çocuğunuz 6 ay-3 yaş arası ayrılma kaygısı yaşadığında uygun şekilde teskin edilmemiş ve kendi kendini rahatlatacak, kaygıyla baş etmesini sağlayacak sağlıklı yollar geliştirememişse okula başlarken sorun yaşama olasılığı daha fazladır. Çocuk, bu kaygıyı yaşarken evden ve ailesinden ayrılmaktan, başına birşey geleceğinden ve kendisini koruyamayacağından korktuğu gibi o yokken ailesinin de başına birşey gelebileceğinden endişe eder.
Çuvaldız yine ailede kaldıJ
Evet, iğneyi çocuğa, çuvaldızı ebeveyn olarak kendimize batırdığımızda bu sorundaki payımızı görebiliriz. Eğer evhamlı ve endişeli biriysek ya da herhangi bir kaygı rahatsızlığımız (panik atak, yaygın anksiyete vb.) varsa ya da çocuğumuza çok sık ailesine bağlı kalması yönünde bilinçli ya da bilinçsiz mesajlar veriyorsak çocuğumuz okula gitmeyi reddedebilir.
Peki ne kadar müsamaha göstermeliyiz?
Okula gitmek istemeyen çocuklara müsamaha göstermek çözüm değildir. Aslında göreceksiniz ki siz izin verdikçe onun kaygısı azalacak ve tüm belirtiler ortadan kalkacaktır. Ancak bu tüm kaygı bozukluklarında olduğu gibi geçici bir rahatlamadan ibarettir. Kaçınma hiçbir kaygı probleminde kalıcı ve nihai çzüm değildir, hele ki kaçınılan durum kişinin günlük hayatında sık karşılaştığı bir durumsa.
Onu gözlemleyin
Okula yeni başlayan minik yavrunuzun kaygılanması, heyecanlanması normaldir. Dolayısıyla yeni bir ortama uyum göstermek için çocuğunuzun zamana ihtiyaç duyması da son derece olağandır. Ancak bu süre 4 haftayı geçiyorsa ve çocuğunuzun kaygısında ciddi bir azalma yoksa profesyonel destek almanız oldukça önemlidir. Erken dönemde alacağınız bu önlem çocğunuzun ileri yaşlarda ciddi bir kaygı rahatsızlığı geliştirmesinin önüne geçecektir.