Yazan: Şükran TELCİ

Kadına en güzel duyguları yaşatan bir durumdur anne olmak. Bilinen, bu haz veren duyguların dışında kadınların bu serüvende yaşadıkları zorluklar ve kendilerine bile söylemekten çekindikleri hisler vardır. Yaşanmadan ne demek olduğunu tam anlamıyla adlandıramadığımız durumlardan biridir annelik...Herkes iyi yönlerini anlatır. Kadın, olumsuz olarak neler yaşadığını bu süreçte dile getirmekte zorlanır. Çünkü, bu hislerini kendine bile açıklamaktan çekinirken yakınındakine nasıl açıklasın. Anne olma adına edindiğimiz öğretiler bile yaşadığımız bu duyguları açıklamamıza engel olur. Kötü anne etiketinin üzerimize yapışmasından korkarız.

Düşünün bir canlı geliyor dünyaya ve sizin bakımınıza muhtaç. O size, siz ona yabancısınız aslında. Birbirinize alıştığınız süreçte o nasıl memeyi tutmayı öğreniyorsa siz de ona nasıl bakacağınızı öğreniyorsunuz. Bir bebeğin bakım sorumluluğu dışında duygusal sorumluluğu en çok yorandır kadını. Gerektiği kadar yeterli bir anne olabilecek miyim düşüncesi. Fiziksel ve duygusal yükü ağır olan bir işçiliktir annelik. Düşünün bu işçilikte hiç şikâyet etme hakkınız da yok. Çünkü sen annesin asla şikâyet edemezsin. Çevrende bebeğini sevmediğin kötü anne olduğuna yönelik algılar olur korkusu. Hâlbuki öncellikle insanız biz. Duygusal ve fiziksel olarak emek harcadığımız annelik görevimizi yaparken de nefes almaya, yoruldum demeye hakkımız var. Bu kötü bir anne olduğumuzu, çocuğumuza hak ettiği değeri vermediğimizi göstermez.

Bu ruh halindeki kadının doğumdan sonra en sık yaşadığı durum annelik hüznüdür. Ortalama doğumdan sonra ilk günler de ortaya çıkar ve %50-70 sıklıkla görülür. Kolay ağlama, hassaslık, uykusuzluk, daha evhamlı olma, sinirlilik ve öfke gibi belirtiler yaşar kadın. Belirtiler bir aydan daha uzun sürerse eğer doğum sonrası depresyon tablosu gelişir. Doğum sonrası depresyon da ailesine karşı sevgisizlik ve bebeğine karşı zıt duygular besleme ön planda olan şikayetlerdir. Duygu durumun depresif olması, aktivitelere ilgi azlığı, iştah değişikliği, yorgunluk, uyku bozuklukları, bebeğin bakımında güçlükler, suçluluk hissi, konsantrasyon güçlüğü, ajite olma ve intihar düşünceleri diğer belirtilerdir. Doğum sonrası depresyonun görülme sıklığı %10'dur. Neden kadınlarda doğum sonrası depresyon gelişir sorusunun cevabı net olmamakla birlikte doğumla birlikte değişen hormon dengeleri, kadının daha önce geçirilmiş depresyon öyküsünün olması, özellikle evlilik ilişkisinde sıkıntıların olması, eşin ilgi ve desteğinin yeterli olmaması, sosyal ve aile desteğinin yetersizliği en önemli etkenlerdir doğum sonrası depresyonun gelişimde...Doğum sonrası depresyon bu kadar sık görülmesine rağmen çoğu kez tanı konulamamaktadır.Çünkü kadın olumsuz duygularından dolayı kendini yalnız hissetmekte ya da utandığı için, yeni bebeğin verdiği heyecanla yaşadığı bu duyguları kimseyle paylaşamamaktadır. Çoğu zaman başvuracağı doktorun kim olacağını bilememekle birlikte yaşadığı şeyin depresyon olduğunun bile farkında değildir.

Doğum sonrası kadınların fiziksel yardıma ihtiyaçları olduğu gibi ruhsal anlamda da desteğe çok ihtiyaç duyduklarını unutmamak gerekir. Her ne yaşıyorlarsa, yakınlarına dile getiremediklerinde mutlaka bir profesyonele destek için başvurmaları önemle önerilir.

Annelik kadınlara verilen en önemli değerlerden biri olmakla birlikte insanüstü bir emeği de kapsayan bir yaşantı olduğu akıllardan asla çıkarılmamalıdır.

Psikiyatrist Uzman Doktor Şükran Telci