Aşk bilinçli bir eylem midir?

Üzerine en çok yazılan konuların başında gelir AŞK.

Şiirlerin, şarkıların, filmlerin, kitapların hatta bilimin bile en çok sevdiği konulardan biridir, AŞK.
Ve yazılması gereken birçok parçayı barındırır içinde.

Ben bu yazıda kadın ile erkek arasında gelişen aşka dair bir şeyler yazacağım siz okurlara.
Başlayalım o vakit.
Mesela; onu çok sevdim yerine, ona çok aşık oldum dediniz mi hiç?
İkisinin arasında ne fark var diye aklınızdan geçti mi üsteki cümleyi okurken?
Sizce fark var mı?
Evet, fark var.
Nedir bu fark derseniz eğer, en temel fark SEVGİ bilinçli bir eylem iken, AŞK bilinçdışı bir eylemdir.
Ne demek istedim?
Şöyle...
En anlaşılır hali ile her insanın bir iç dünyası yani ‘bilinçdışı aklı' ve birde ‘bilinçli aklı' vardır. Bilinçli aklınız; akıl yürüten, planlayan, neden sonuç ilişkisi kuran, sorgulayan ve dış dünyanın gerçekleri karşısında ön plana çıkan aklınızdır.
Bilinçdışı aklınız ise, çocukluğunuzdan itibaren oluşturduğunuz birçok parçadan oluşan çoğunlukla farkında olmadığınız iç dünyanız. Ve iç dünyanızdaki yaralı parçalarınız.
İşte, iç dünyanızdaki yaralı parçalarınıza dokunan şeyin adıdır AŞK...
Şimdi...
Bir düşünün, iç dünyanızda taşıdığınız yaralı parçanız veya parçalarınız ne olabilir? Çocukluk ve ergenlik döneminde sağlıklı bir şekilde içselleştiremediğiniz parçanız nedir?
Şefkat mi? Yoksa sevgi mi? Ve ya merhamet mi? Ya da güven mi? Güç mü? Huzur mu? Ya da dokunamamak mı? Sevgi cümlelerini hiç duymamak mı? Ya da sahip çıkılmaması mı? Mesafe mi?

Neden önemli tüm bunlar çünkü aşk buradan değiyor size...

Değdiği yere merhem gibi geliyor AŞK. Ama bu merhem sadece o an değdiği yerin yarasını bir süreliğine hissetmemenize sebep oluyor.

Ruh biliminde bu dönemin adı yüceleştirme. Yani, aşık olunanı kusursuz görme dönemi. Çünkü aşk kusur kabul etmez. Aşık olunan en güzel ve en iyidir. İçinde kötüye ve kusura dair hiçbir şey barındırmaz.

İşte aşk en yaralı yerinize yanılsama ile değmiş ve yaranızın merhemi olmuştur iç dünyanızın nezdinde...

Bu yanılsama, yani aşık olunanı yüceleştirip kusursuz görme hali insan bünyesinde ortalama altı hafta ile on sekiz ay kadar sürebiliyor.

Bundan dolayıdır ki aşka ömür biçilir.

Ve aşk sonu kabul eder. Aşk sonsuzluk ile iç içe olamaz.

Hep bir kaybetme korkusu barındırır içinde. Çünkü merhemin etkisi bir yanılsama hali olup geçicidir. Ve aşkı aşk yapan şey de budur zaten. Kaybetme korkusu ile gelen sonlu olma hali...

Aşkın sonsuzluk ile barınması yani ölümsüzleşmesi için aşık olunandan yüceleştirme süresi içinde ayrılmak durumunda kalmanız gerekir.

İşte o an aşk yüreğinize mıhlanır ve yüreğinizde ölümsüzleşir.

Yüceleştirme dönemi bitene kadar ve bittiği anda aşkı sevgiye dönüştürebilirseniz ne ala. Ama bunu yapabilmek de çok kolay olmayabiliyor. Çünkü aşk hali geçerken bilinçli akıl devreye daha sık girdiğinden gördüğünüz şeye yüklediğiniz anlamlar değişebiliyor. Kusursuz sevgilinin kusurları gözünüze görünmeye başlıyor. Aşık olunanın kusurlarını da görüp sevmeyi tercih etmek artık bilinçli bir eylem olan sevgiye dönüşüveriyor. Aşkı da sevgiye dönüştürdüğünüzde aşk olmaktan çıkıveriyor. Ve bu durumda ilişki geçmişinizin kayıtlarına aşk olarak yazılmıyor....

Çünkü aşk, Civan Canova'nun "Ful Yaprakları" adlı oyununda yazdığı gibi ‘Hoşumuza giden bir bedenin içine hayalimizdeki insanı yerleştirmektir. Sonra gel zaman git zaman, o bedene alıştıkça, içindeki gerçek ruhu görmeğe başlarız. Aşk denilen şeyin masal, aşık olduğumuz kişinin de sanal olduğunu anlarız böylece. O kutsal duygu yerini kin ve öfkeye bırakır. Çünkü hayalimizdeki insan değildir karşımızdaki. Hiçbir zaman da olmamıştır. Öyle olmadığı için acı çekeriz. Nefret ederiz ondan. Bir zamanlar içimizi okşayan bir sözünden, saçının buklesinden, gözündeki hareden nefret eder hale geliriz. Başlangıçta yadırgadığımız, sonra ağaçlara kazıdığımız, sonundaysa tiksinerek andığımız alelade bir isimdir o. Aşkın toplamı budur işte. Acı ve yalan.'

Bazen düşünürüm. Eğer aşkı yaşamadan hayatım sonlansaydı ne kadar farklı bir duygunun tadını bilmeden bu dünyadan göçüp gidecektim...

Hangisi daha acı?

Aşık olunanı mı kaybetmek yoksa aşkı yaşamadan hayatı mı kaybetmek?

Benim cevabım aşk denilen şeyi yaşamadan hayatı kaybetmek...

Sizin cevabınız?

Aşkın yüreğinize değmesi dileği ile.....