Karamsarlık İnancım

Çok gülersen çok ağlayacağına inanıyor musun?

Her iyi şeyden sonra kötü bir şeyin olacağı inancını taşıyor musun?

Gerçekten çok gülersek çok ağlar mıyız? Aradaki bağı kim sağlar?

Çok güleni kim tespit eder? Ve gerekli belayı kim verir?

Gerçekten her iyi şeyden sonra mutlaka kötü bir şey gelir mi insanın başına?

Ah içimdeki, zihnimin derinliklerindeki karamsarlık inancım. İyi bir şeyden sonra kötü bir şeyin geleceğini bana düşündürüp, ruhumun tedirgin olmasının birincil nedeni! Hep en kötüyü düşündürecek felaket senaryoları yazdırır bana. Böylelikle en kötüye hazırladığına da inandırır beni. Halbuki en kötüye kendimi hazırlıyorum ilizyonunu yaşarken ben, arada yaşadığım tedirginlik ve huzursuzluk ne kadar da yorucu...

Bir yandan da aklıma gelenin başıma geleceğini söyler durur bana.

Aslında bilirim ki aklımıza gelenler ile başımıza gelenler arasında bir ilişki yoktur. Düşünceler, beynimizin hayata uyumunu kolaylaştırmak için gerçekleştirdiği biyolojik, kimyasal ve elektriksel işlemlerdir. Kaşınan bir yerinizi parmaklarınızla kaşımak gibi bir eylemdir. Kaşınmak nasıl evreni değiştirmezse, aklımızdan geçen düşünceler de değiştirmez. Ve aklımızdan her düşünceyi geçirme özgürlüğümüz var, tek etkilenen şey duygularımız olacaktır. Yani, oğlumun başına bir şey gelecek düşüncem ile oğlumun başına bir şey gelmez. Ama bu olumsuz düşüncenin zihnimde sürekli yer alması, benim tedirgin ve gergin hatta endişe duygularımı tetiklemesi çok olasıdır.

Bir düşünün, yılbaşı piyangosunun bana çıkacağını sürekli düşünsem bana çıkmasını düşünce gücüm ile sağlayabilir miyim?

Sizde de var mı buna benzer düşünceler, ve bu düşüncelere bağlı gelişen endişeli ruh hali? Var ise siz de karamsarlık inancına sahipsiniz. Karamsarlık inancı anksiyete yani kaygı bozukluğunun yapı taşıdır.

Karamsar yanı susturmak için sağlıklı yanımızın bilmesi gereken bir şey var ki o da gerçekçilik veya gerçekçiliğin biraz üzerinde iyimserlik insanın ruh sağlığına daha iyi geldiğidir.