YALAN YALAN YALAN!!!

FULYA KAYA TEZEL İLE YAPILAN RÖPORTAJ (INCITY DERGİSİNİN 2013 OCAK SAYISINDA YAYIMLANMIŞTIR)

1) Yalanı yalan yapan şey nedir?

Farkındalık. Niyetine bakılmaksızın kişi; gerçeğin farkında olduğu halde gerçeği çarpıtıyorsa, daha farklı hale getiriyorsa, hiç olmamış bir şeyi iddia ediyor ya da olanı gizliyorsa bu yalandır.

2) Yalan bir psikolojik kaçış mıdır?
Evet genellikle eleştiri, reddedilme ve ceza gibi şeylerin verdiği huzursuzluktan ve gerillimden kaçmak için yalan söylenir. Ancak bazen de manipulasyon niyeti (diğerini kandırmak, bir ilişkiyi bozmak) ön plandadır.

3) Kişi hangi durumlarda kendini yalan söylemek zorunda hisseder?
Kendini geçici bir süreliğine iyi hissetmek istediğinde, eleştiri almaktan endişe ettiğinde, cezalandırılmaktan çekindiğinde, diğerinin onayına ihtiyaç duyduğunda, gerçeğin kabul edilmeyeceğini ya da karşısındakine acı vereceğini düşündüğünde, bir çıkar sağlamaya çalıştığında yalan söylemek zorunda hissedebilir.

4) Yalan söyleyen kişileri kategorize etmek mümkün müdür? Örneğin; yarar için yalan söyleyenler, narsistik duyguların tatmini için, zarar görmekten korunmak için vs..
Evet çeşitli sınıflandırmalar yapmak mümkündür. Bu tür ayrımlar yapmak yalanın ardındaki nedeni bulmamızı sağlar ancak sonucu değiştirmez.

5) Peki yalanı bir başka açıdan da sınıflamak mümkün müdür? Mesela, adi yalanlar, entelektüel yalanlar gibi..
Evet, pembe-kara, küçük-büyük, basit-girift, adi-entellektüel gibi tanımlamalar yapılabilir ancak bunlar teorik ya da bilimsel ayrımlar değildir.

6) Sizce cahiller mi daha çok yalan söyler, okumuş yazmış tabaka mı?
Bu tip bir genelleme yapmak doğru olmaz, çünkü yalan söylemek kişilik yapısı ve ahlaki değerlerle ilgilidir.

7) Zekice üretilen yalanlar gerçekten zeka işareti midir?
Evet, çünkü zeka bilgi işlemleme hızıyla yakından ilişkilidir. Hızlı yalan söyleyebilen bir kişinin karşılaştığı uyaranları, çevresindeki bilgileri çok hızlı işlemlemesi, doğru öngörülerde bulunması gerekir. Ancak hızlı ve kolayca yalan söylemek bir akıl belirtisi değildir. Akıl daha çok kişinin doğru ve yanlışı birbirinden ayırabilme yeteneğidir ve ahlakla yakından ilişkilidir. Yani bir kişi çok zeki olup gayet akılsızca davranan bir insan da olabilir.

8) Politik yalanlar konusunda ne düşünüyorsunuz?
Politik yalanlar; söylenmesinde pek sakınca olmadığı düşünülen, bazı durumları idare etmek amacıyla başvurulan yalandır diyebilirim. Ancak politik yalanı politik davranmakla karıştırmamak lazım. Yalana başvurmadan da yönlendirici olmak, bir durumu idare etmek, farklı taraflarla ılımlı ilişkiler sürdürebilmek mümkündür.

9) İddia ve yalan sizce nasıl bir ikilidir?
Özellikle patolojik yalanda iddiacılık sık karşılaşılan bir durumdur.

10) Yalanın mayalandığı dönem size göre hangi yaşlardır?
Çocukların genellikle 10 yaşından sonra inanılabilir yalanlar söylemeye balşladığı bilinmektedir. 10 yaşına kadar söylediklerinin yalan mı doğru mu olduğu kolaylıkla anlaşılırken bu yaştan sonra yalan söyleyerek etrafındakileri yönlendirebilirler. İlginç olan şeylerden biri, 10 yaşında beynin prefrontal korteks denilen bölgesindeki beyaz maddedeki artıştır. Beyaz maddedeki artışın yalan söyleme davranışını arttırdığı düşünülmektedir, hatta patolojik yalan söyleyenlerin beyinlerinin bu açıdan farklı olduğu görülmektedir.

11) Yalan aileden veya büyüklerden öğrenilen bir durum mudur?
Evet, yalan öğrenilebilen bir davranış şeklidir aynı zamanda. Çocuk sürekli yalan söyleyen bir ebeveynden yalan söylemenin son derece sıradan bir iletişim yolu olduğunu öğrenebileceği gibi, hiç yalan söylemeyen fakat aşırı eleştirel ve cezalandırıcı bir ebeveyn karşısında da yalan söyleme alışkanlığı edinebilir.

12) Peki yalana yatkın olmaktan söz edilemez mi? Aynı aileden yetişmiş iki kişi bu konuda çokta farklı olamazlar mı?
Tabii ki olabilir. Psikolojideki “Seçici özdeşim” denilen süreç bunu açıklar, yani çocuk özdeşleşeceği ve model alacağı kişiyi seçer. Ya da model aldığı ebeveynin her davranışını değil, seçtiği bazı davranışlarını örnek alır.

13) Hastalık haline gelmiş olan patolojik yalanı tarifler misiniz? Hangi unsurları içerir?
Buna patolojik ya da kompulsif yalan denir. Kişi adeta dürtüsel şekilde yalan söyler. Yani yalan söylemek öyle bir hal almıştır ki, kişinin aklına doğrudan önce yalan gelir. Olumsuz ve tehlikeli sonuçlarını bilse bile yalan söylemekten kendini alamaz. Yalan söylemek sorulara cevap verirken ortaya çıkan bir reflekse dönüşmüştür. Ancak patolojik yalancıların birçoğu bunu insanları yönlendirmek ya da kurnazlık niyetiyle yapmazlar genellikle çocukken yalan söylemek zorunda hissedilen bir ortamda yetişmekle ilgilidir bu durum.

14) Yalan söyleyen kişiler için her konuda yalan söylerler şeklindeki bir genelleme doğru mudur?
Hayır değildir.

15) Yalancılığı yaşam tarzı haline getirmiş kişi düzelebilir mi peki?
Kendisi gerekli görmedikçe hayır. Kendisi bu durumun zararlı sonuçlarının farkına vardıysa ve kurtulmak istiyorsa evet düzelebilir.

16) Sizce toplum olarak en çok hangi konularda yalan söylüyoruz?
Kendimiz ve ilişkilerimizle ilgili.

17) İnsanların “Ben kötü niyetle söylememiştim” savunmalarının bir anlamı olabilir mi?
İlişkinin gidişatı açısından anlamlı olabilir. Burada sıklık çok önemli bir faktördür. Yani iyi niyetle bile söylense sıklıkla söylenen yalan ilişkiyi sürüdürülemez hale getirir.

18) Yalan bir savunma mekanizması olarak da kullanılıyor mu? Ne dersiniz?
Evet, özellikle kronik şekilde yalan söyleyenler için yalan, benlik algılarını koruyan bir savunma mekanizmasıdır.

19) Yalan mutlaka söze dökülen kelimeler ile mi söylenir? Takınılan tavrın da yalan oluşundan söz edebilir miyiz?
Takınılan tavra sahte demek daha doğru olacaktır. Bir insan sahte, yapay tavırlar içinde olabilir ancak yalandan bahsediyorsak sözel bildirim önemlidir.

20) Yalan ile özgüven eksikliğinin bağlantısı nedir? Ya da var mıdır?
Kesinlikle çok yakından ilişkilidir. Kaçınma amacıyla söylenen her yalanın ardında muhakkak ki bir özgüven eksikliği vardır. Sebebi ne olursa olsun kişi gerçeği söyleme güvenini ve gücünü kendinde bulamaz. Bu anlamda günlük yaşam problemleriyle daha olgun şekillerde başedemeyen kişiler sıklıkla yalana başvurur.

21) Korku ile yalan ikiz kardeştir diyebilir miyiz?
Evet, ama yalanın ikizi dışında başka birçok kardeşi de vardır:)

22) Keyifle okuduğumuz masallar, romanlar ve tiyatrolar nedir? Buna yalandan ya da hayalden doğru çıkartmak çabası denebilir mi?
Hayalle yalanı bir kefeye koyarsak hayal gücümüze haksızlık etmiş oluruz. Bunlar yalan değil kurgudur dolayısıyla buna kurgudan beslenmek denilebilir. Üstelik kurguda hazırlayan da, sunan da, alıcı da (okuyucu, dinleyici, seyirci) bunun farkındadır.

23) Kişinin kendine yaptığı övgülerin ne kadarı yalan olarak değerlendirilebilir?
Kişi yalana hiç başvurmaksızın da kendini övebilir, bunun için objektif olarak sahip olduğu başarıları sıralayabilir. Kimisi ise yalana başvurup hiç yapmadığı şeyleri başardığını iddia edebilir. Ancak çok sık “ben” diyen ve kendini öven kişilerin ilişki problemleri yaşadığı, kişilik organizasyonlarında bazı problemlerin olduğu ve derinlerde özgüven eksikliği yaşadıkları düşünülebilir.

24) Yalanın tedavisi var mıdır?
Genellikle patolojik (kronik) yalancılık başka bir psikolojik rahatsızlığa eşlik eder. Özellikle bipolar bozukluk, dikkat eksikliği hiperaktivite, sosyopati ve bazı kişilik yapılarında görülür. Bu hastalıklar da psikoterapi ve ilaç tedavisi ile büyük oranda tedavi edilebilen durumlardır. Patolojik yalan nadiren tek başına ortaya çıkar ki bu durumda da eğer kişi istiyorsa danışmanlık işe yarayacaktır.